Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4403 E. 2012/8344 K. 28.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4403
KARAR NO : 2012/8344
KARAR TARİHİ : 28.06.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili müvekkiline trafik sigortalı davalılardan … Aliminyum Plastik Doğrama Ve Mad. San. Ve tic. Ltd. Şti.’ne ait aracın dava dışı 3.kişiye ait araçla çarpışması sonucu, dava dışı araçta oluşan hasar tutarının hak sahiplerine ödendiğini belirterek kaza sırasında sigortalı araç sürücüsü davalı …’in alkollü olmasından dolayı dava dışı aracın hak sahiplerine ödenen 2.901,97 TL’nin davalılardan tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesi istemiştir.
Davalılar vekili, kaza sırasında araç sürücüsünün … olmadığını bildirip husumet, hasar ve kusura itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirkete trafik sigortasıyla sigortalı araç sürücüsünün alkollü olmadığının ceza mahkemesi kararıyla anlaşılması ve kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediğinin saptanması nedeniyle davanın reddine, takip konusu 2.901,97 TL asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dava, zorunlu mali mesuliyet sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda davalı araç sürücüsü olarak gösterilen …’in 330 promil alkollü olduğu ancak yapılan ceza soruşturması sırasında araç sürücüsü olmadığı, araç sürücüsünün Numan Güneş olduğu iddiasıyla Numan Güneş hakkında Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2009 tarih, 2009 /243 esas, 2009/893 karar sayılı kararı ile taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçundan mahkumiyetine ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Yine bu dosyanın davalısı olan … Aliminyum Plastik Doğrama Ve Mad. San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı aleyhine Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinde aynı kazaya ilişkin olarak açılan kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası açılmış, yargılama sonucunda alkolün kazanın gerçekleşmesinde etkili olmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, ancak karar henüz kesinleşmemiştir. Yine karşı aracın kasko şirketi tarafından bu dosyanın davalıları ile davacısı hakkında Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kasko sigortasına dayalı rücuan tazminat davasında işbölümü nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesine gönderme kararı
verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yukarıda açıklandığı üzere bilirkişi incelemesi yaptırılmadan belirtilen dosyalara göre davacı şirkete trafik sigortalı araç sürücüsünün alkollü olmadığı, ceza mahkemesi kararı ile saptandığından davanın reddine karar verilmiştir. Ancak ceza mahkemesince verilen hükmün ertelenmesi kararı denetimden geçmeden kesinleşmiş olup, güçlü delil niteliğindedir.
Bu durumda mahkemece ,davacı ile aynı işleten arasında aynı olaya ilişkin davalı sürücünün kaza sırasında münhasıran alkolün etkisi altında olup olmadığının da irdelendiği derdest bulunan Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/84 esas, 2012/42 karar sayılı dava sonucunun kesinleşmesinin beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2. Kabule göre de ; davacı alacaklının icra takibinde kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.