Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/13659 E. 2012/14436 K. 19.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13659
KARAR NO : 2012/14436
KARAR TARİHİ : 19.12.2012

Davacı … ile davalı … (…) Sigorta A.Ş. arasındaki dava hakkında … 1.Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 13.4.2011 gün ve 2007/790-2011/191 sayılı hükmün Dairemizin 14.5.2012 gün ve 2012/165-6116 sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla,dosya incelendi, gereği düşünüldü;

-K A R A R-

1-) Taraflar arasındaki kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, davanın reddine dair verilen hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, her ne kadar Dairenin 14.5.2012 gün ve 2012/165-6116 sayılı ilamında yazılı nedenlerle, hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de; davalı … şirketinin acentesi olan … Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti. ile tali acente (… Sigorta Aracılık Hizmetleri- …) arasında poliçe tanzimi ve prim tahsil yetkisi hakkında bir sözleşme bulunup bulunmadığı yönünden dosya içinde bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı gibi, yerel mahkemece de bu yönde bir araştırma yapılmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin karar düzeltme isteği yerinde görülerek, Dairenin 14.5.2012 gün ve 2012/165-6116 sayılı bozma ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA karar verilerek, dosyanın yeniden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
2-) Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davacının poliçe prim borcuna karşılık düzenlenen muhtelif tarihli bono bedellerini ödemediğini, durumun sigortalıya bildirildiğini ve poliçe aslı kendisinden alınarak kazadan önce 17.05.2007 tarihli iptal zeyilnamesinin düzenlendiğini, BK.’nun 107. maddesi uyarınca ihtarnameye gerek olmadan poliçenin kendiliğinden ve derhal
feshedilmiş olduğunu savunmuştur. Davacı vekili ise prim peşinatı ve bir kısım taksitler için kazadan önce tali acente yetkilisi …’e toplam 7.280,00 TL ödendiğini, kalanı için de senetler verildiğini, poliçenin iptaline ilişkin temerrüt ihtarnamesi gönderilmediğini ileri sürerek, davalı … şirketince de inkâr edilmeyen tali acentenin el yazısı ile yazılmış ödeme belgesini sunmuştur.
TTK.’nun 1282. ve 1295. maddeleri hükümlerine göre, sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için primin veya ilk taksitin ödenmiş olması zorunludur. Davalı … ve acentesi … Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti.’nin yasal defterlerinde poliçe peşinat ve taksitlerine ilişkin ödeme kayıtlarına rastlanılmamış ise de, tali acente ödeme belgesi, poliçe ve iptal zeyilnamesindeki prim bedelleri ve tüm dosya kapsamından, poliçe prim peşinatının ve bir kısım taksitlerin kazadan önce ödendiği görülmektedir.
Kural olarak sigorta şirketi tarafından acenteye prim tahsil yetkisi verilmiş ve acente tarafından tahsil edilen prim sigortacıya ödenmemiş ise bu sigorta ile acentesi arasında iç ilişki olup, primin sigortaya ödenmemesi sigorta ettiren aleyhine sonuç doğurmaz. Ancak, acentenin prim tahsil yetkisi bulunmadığı halde, sigorta ettirenden primi alıp sigortacıya intikal ettirmemiş ise sigortacı açısından primin ödendiği kabul edilemez. Bu durumda, sigorta ettiren (ve acentenin) primin ödendiğini ispat etmeleri gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.3.2010 gün, 2010/17-98 E. ve 2010/120 K. sayılı ilamı)
O halde, mahkemece, davalı acentesi olan … Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti. ile tali acente … Sigorta Aracılık Hizmetleri- … arasında poliçe tanzimi ve prim tahsil yetkisi hakkında bir sözleşme olup olmadığı sorulup araştırılarak, tali acentenin poliçe primini tahsil yetkisi bulunduğu takdirde; somut olayda da poliçe prim peşinatı ve bir kısım taksitler kazadan önce ödendiğinden ve sigortacının sorumluluğu başladığından, kalan taksitlerin ödenmesi için sigorta ettirene usulüne uygun ihtar keşide edilmeden tek taraflı olarak sözleşmesinin feshinin geçersiz olduğunun kabulü ile riziko teminat kapsamında kaldığından işin esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi, aksi halde; yani tali acentenin poliçe primi tahsil yetkisinin bulunmadığının belirlenmesi halinde ise önceki gibi davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 14.5.2012 günlü bozma ilamının ortadan kaldırılmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, bozma gerekçesinin yukarıda açıklandığı şekilde değiştirilerek, yerel mahkeme hükmünün bu gerekçeler ile BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 19.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.