YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9680
KARAR NO : 2010/1810
KARAR TARİHİ : 02.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm davacı …ile davalılar …, …, …, …, …, …, … ve … vekillerince temyiz edilmiş; davacı ve davalılardan … ve … vekilince de duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 2.3.2010 Salı günü davacı … Arslan vekili Avukat … ve Avukat … ile davalı … vekili Avukat … ve davalı … vekili Avukat … geldiler. Diğer davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalılar … ve … vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; 4. kişi durumunda olan davalıların kötü niyetli oldukları davacı tarafından kanıtlanamadığından diğer temyiz itirazları yerinde değildir, ancak davalı …’ın davalılar … ve …’ya yaptığı satışlar yönünden davaya konu taşınmazların tasarruf tarihlerindeki rayiç ve gerçek değerlerinin bilirkişi kurulu aracılığı ile keşfen belirlenmesi, davalı …’ın babası olan davalı … lehine yaptığı tasarrufun İİK.nun 278/1 madde hükmü uyarınca iptale tabi olduğu da göz önüne alınarak toplanan deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davalı …’ın …’a ve …’a sattığı hisselerle ilgili tasarruflar ve davalı …’a ait 1539 nolu parseldeki 27095040/54190080 hissedeki tasarrufun iptaline karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalılardan
…, …, …, …, …, …, … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalılardan … ve …’ın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2)Davalılardan … ve …’ın diğer temyiz itirazları ile davacı vekili ile davalılardan …, …, …, …, … ve … vekillerinin temyiz itrazlarına gelince; Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Aynı yasanın 278/1 maddesine göre belli dereceye kadar akraba olan kişler arasındaki tasarrufların, 278/2 maddesinde ise akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde sayılıp iptale tabi olacağı, 283/2 maddesinde de borçlunun lehine tasarruf yaptığı üçüncü kişinin iktisap ettiği mal veya hakkı başka bir kişiye devretmiş ve bu dördüncü kişinin iyi niyetli olması halinde mahkeme üçüncü kişiyi davacının alacağından fazla olmamak üzere elinden çıkardığı malın değeri nisbetinde tazminata mahkum olunacağı hükme bağlanmıştır.Somut olayda tasarrufa konu 1455 nolu parselin 423360/6773760 payı 02.08.2000 tarihinde 5.600.000.000 TL.bedelle borçlu davalı … tarafından babası olan diğer borçlu davalı …’a, 3386880/6773760 payı ise 44.400.000.000 TL.bedelle davalılardan …’a satılmıştır. Borçlu davalı … ise satın aldığı pay ve daha önce kendisi adına kayıtlı olan pay ile birlikte toplam 2116800/6773760 payı 35 milyar TL bedelle davalılardan …’a satmış, davalı … ise satın aldığı payı 55 milyar TL. bedelle …’e satmıştır. Davalılar … ve … 13.02.2001 tarihli değişiklik beyannamesi ile taşınmazı 1538 ve 1539 parsel olarak ikiye ifraz ederek 1538 nolu parseli davalılardan …, …-
Oğlu, …, …, … ve …’ya satmışlar, 1539 nolu parsel ise davalı … adına tescil edilmiştir. Bilirkişilerce borçlu davalı … tarafından davalı …’a satılan taşınmaz payının gerçek değerinin 118.734.375.000 TL. olduğu bildirilmiş, borçlu davalı … tarafından davalı …’e satılan payın toplam bedeli belirtilmemiş ise de bilirkişiler tarafından belirlenen metrekare değeri üzerinden yapılan hesaplamada bu payın toplam değerinin de 189.973.870.000 TL. olduğu belirlenmiştir. Böylece taşınmazın borçlu davalılar tarafından 3. kişi konumundaki davalılar … ile …’a yapılan satış işlemlerinde tapuda gösterilen satış bedelleri ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunduğu anlaşılmaktadır. Dairenin önceki bozma ilamında 4. kişi konumundaki diğer davalıların iyi niyetli oldukları da kabul edilmiştir. Bu durumda borçlu davalılar … ve …’ın davalılardan … ve …’a yapmış oldukları satış işlemlerinin İİK.nun 278/2 maddesi uyarınca iptaline, ancak …’ın taşınmazı 4. kişi konumundaki davalılardan …’e satmış olması nedeniyle aynı yasanın 283/2 maddesi uyarınca borçlu davalıdan satın aldığı payın elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi, davalı …’ın halen elinde bulundurduğu 1539 sayılı parsele ilişkin tasarrufun iptali ile davacı tarafa bu parsel üzerinde alacak ve ferileri ile sınırlı olarak cebri icra yetkisi tanınmasına, … 1538 sayılı parseldeki payını ise 4. kişi konumundaki diğer davalılar … ve paydaşlarına satmış olduğundan bu parseldeki … payının belirlenerek elden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan … ve …’ın sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan … ve …’ın diğer temyiz
itirazları ile davacı vekili ve …, …, …, …, … ve … vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar … ve …’a verilmesine, 750,00 TL vekalet ücretinin davalılar … ve …’dan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine 2.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.