Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/3751 E. 2012/5374 K. 18.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3751
KARAR NO : 2012/5374
KARAR TARİHİ : 18.06.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 312 ada 2 parsel sayılı 7744,84 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibe nedeniyle davalılar … ve … adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tapu kaydına dayanarak taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal eden yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının hiç birisinin taşınmaza ait olmadığı ve dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığının kanıtlanamadığı gerekçesi hüküm kurulmuştur. Ne var ki, yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişi beyanlarında Hazineye ait tapu kaydının 3 sınır itibariyle taşınmaza uyduğu söylenmesine rağmen, çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazların tutanakları ve dayanakları ile bu beyanlar denetlenmediği gibi, Hazine tapu kayıtlarının dayanağı olan harita ve diğer belgeler de getirtilip uygulanmadığından, araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı Hazinenin dayandığı ve dava konusu taşınmaza ait olduğu iddia edilen tapu kaydının dayanağı belgeler ile haritası ve komşu taşınmazların kesinleşmiş tutanak örnekleri ile davalı iseler bunlara ilişkin mahkeme ilamları getirtilmeli, bundan sonra taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında Hazinenin dayandığı tapu kaydı 3402 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde yerel bilirkişi aracılığı ile yöntemince uygulanmalı, kayıtta yazılı sınırlarına göre tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, mahalli bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tutanak içeriği ve kayıtlarla denetlenmeli, fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı gösterir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın kısmen ya da tamamen Hazine tapu kaydının kapsamında kalması halinde taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden
olup olmadığı konusunda yerel bilirkişi ve tanıkların ayrıntılı beyanları alınmalı, Hazinenin tapu kaydının dayanağı olan belgeler içerisinde daha önce temyiz incelemesi yapılan benzer nitelikteki davalarda dayanılan tapu kayıtlarında olduğu gibi tapu oluşumuna esas alınan tutanaklar var ise, tutanaklarda bilirkişi ve tanık olarak dinlenen kişilerin hayatta olduklarının anlaşılması halinde, bu kişiler de tanık sıfatı ile çağrılıp dinlenilmeli ve taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kalma yerlerden olup olmadığı, davacı Hazinenin dayanağı tapu kaydının ihdasına kadar davalı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, taşınmaz Hazine’nin tapu kaydı kapsamında kalmıyorsa kadastro tespit gününe kadar, davalı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği açıklığa kavuşturulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.