Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/3427 E. 2011/10522 K. 14.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3427
KARAR NO : 2011/10522
KARAR TARİHİ : 14.11.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, 02.02.2008 günü müvekkilinin sevk ve idaresindeki araca, davalıya trafik sigortalı aracın çarptığını, yaralamalı ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, müvekkilinin aracında meydana gelen hasar için davalıya açtıkları kısmi tazminat davasının kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini iddia ederek hasar bedeli olan 6.895,26 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, trafik kazalarından kaynaklanan tazminat taleplerinin 2 yıl içinde zamanaşımına uğradığını, dava tarihi itibariyle 2 yıllık sürenin dolduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, olay tarihi ile dava tarihi arasında iki yıldan fazla süre geçmiş olması, KTK’nun 109/1 maddesi gereğince dava konusu talebin 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
1- 2918 sayılı KTK.nun 109. maddesinin 1. fıkrasında haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin,zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenirken, 2. fıkrasında ise, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı kanunun anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Sözkonusu yasa hükmü, ceza zamanaşımı uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.
Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; trafik kazası 2.2.2008 tarihinde meydana gelmiş eldeki dava ise 22.6.2010 tarihinde açılmıştır. Olayda davacı ile birlikte kazaya karışan iki araçta bulunan yolcular yaralanmıştır. Davacı ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün eylemlerinin Türk Ceza Kanunu çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması (taksirle yaralama), eylemle ilgili ceza davasının anılan hükümde öngörülen cezanın türü ve süresi itibariyle 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, 2918 sayılı KTK.nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli bulunmasına (YHGK 10.10.2001 gün 2001/19-652 esas 2001/705 karar sayılı ilamı) ve bu itibarla davanın uzamış ceza zamanaşımı süresinde açılmış bulunmasına göre, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Kabulü göre de; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği halde, davacının maktu red harcı ile sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde fazla harçla sorumlu tutulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.