YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5032
KARAR NO : 2012/8187
KARAR TARİHİ : 26.06.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) temsilcisi, davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu … Mermercilik Gıda …ve Tic.Ltd.Şti. aleyhine yürütülen takipte, … 1.İcra Müdürlüğünün 2008/401 Tal. sayılı dosyasından uygulanan 14.12.2009 tarihli haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan davacıya ait işyerindeki menkulün haczedildiğini, kendisinin her iki şirketin de yetkilisi olduğunu, borçlu şirketin haciz uygulanan yerde 2002-2003 yıllarında kiracı olarak bulunduğunu, haciz uygulanan adresteki fabrika binası ile müştemilatının davacı 3.kişi tarafından dava ve takip dışı …K.Madencilik …ve Tic.Ltd.Şti.nden satın alınmış olduğunu ve mahcuzun tapuda teferruat şerhi ile kayıtlı bulunduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı 3.kişi ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; dava konusu mahcuzun tapuda fabrikanın bulunduğu taşınmazın teferruatları arasında yer aldığı, teferruatın bağlı olduğu taşınmazın davacı 3.kişi adına kayıtlı bulunduğu, borçlu şirketin 03.12.2002 tarihine kadar bu adreste ticari faaliyet sürdürdüğü, taşınmazın 17.12.2008 tarihinde davacı tarafından satın alındığı, 3.kişi ile borçlunun ticari temsilcisinin aynı kişi olduğu ve mahcuzun davacıya ait bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile mahcuz üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Dava konusu haciz işlemi davacı 3.kişi adına kayıtlı görünen adreste yapılmıştır. Ancak, takip konusu borç 30.3.2006 tarihli sözleşme ile 26.5.2006 tarihli faturaya dayalı olup, davacı 3.kişi borcun doğum tarihinden sonra 15.12.2008 tarihinde borçlu ile aynı konuda ticari faaliyette bulunmak üzere kurulmuş bir şirkettir. Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, borçlu şirket 03.12.2002 tarihinde haczin yapıldığı adresten ayrılmış ise de; davacı 3.kişi ile borçlu şirketin şirket dışından yetkili şahısları aynı kişi (…) olup, borçlu şirketin 03.12.2002 tarihinde bu adresten ayrıldığı bildirilmesine karşın, takip dayanağı 2006 yılına ilişkin faturada borçlu adresi haciz uygulanan adrestir. 12.3.2007 tarihinde başlatılan takipte bu adrese yönelik olarak başlatılmıştır. Takip borçlusu şirket, ticaret sicilinde kayıtlı adreslerinde bulunmamaktadır.
Öte yandan; davacı 3.kişinin haczin yapıldığı adresteki fabrika binası ve müştemilatını 17.12.2008 tarihinde satın aldığını ileri sürdüğü dava ve takip dışı … Madencilik Ltd.Şti. nin ortakları ile borçlu şirket ortakları arasında “Kurt” soyisimli kişiler bulunduğu gibi bu şirketin de şirket dışından yetkilisi yukarıda adı geçen Aydın Kurt’tur. Anılan bu şirketin kuruluşu da borcun doğumundan sonraki 20.10.2006 tarihidir ve bu şirket ile borçlu şirket aynı konuda faaliyette bulunan şirketler olduğu gibi ünvanları da benzerlik göstermektedir.
Bununla birlikte, İİK.nun 8.maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, mahcuz üzerinde borçlu şirket amblemi olup haciz yerinde borçluya ait evraklar da bulunmuştur.
Bu durumda, davacı 3.kişi ve borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğu, aralarında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler ve devirler yaptıkları, mahcuzları birlikte elde bulundurdukları, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu kabul edilmelidir.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre; Teferruat niteliğinde olan menkulün haczi mümkün bulunduğu gibi dava konusu mahcuzun teferruat liste-
sindeki mallardan olmadığının bilirkişi raporu ile belirlenmiş olduğu hususunun da göz ardı edilmesi isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 26.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.