Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/10829 E. 2011/4035 K. 28.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10829
KARAR NO : 2011/4035
KARAR TARİHİ : 28.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve katılma yolu ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı, davalı taraf aracının tek taraflı trafik kazası yaptığını ve 4 kişinin yaralandığını, müvekkilinin kazada yaralananlardan bir kişinin dava yoluyla başvurusu üzerine poliçe limiti 11.000 TL’sını ferileriyle birlikte 21.000 TL olarak ödediğini ZMSS Genel Şartları 4/e maddesi hükmü gereğince tazminatı gerektiren olayın yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması nedeniyle meydana gelmesi halinde sigortalıya rücu imkanı bulunduğunu, davalıların aracının yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan Isuzu marka kapalı kasa kamyon olduğunu, davalı sürücünün kamyonun kasasında 3 yolcu taşıdığını, kasada taşınan yolcuların kazada yaralanması nedeniyle müvekkilince yolculara tazminat ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiş; 11.3.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 10.000 TL daha artırarak toplam 11.000 TL’nin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili oluş şekli ile yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçta yolcu taşınması arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, ticari faiz istenemeyeceğini, rücu şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve katılma yolu ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekili ile davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ZMSS sözleşmesine dayalı olarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK’nun 95/2.maddesi uyarınca, sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan nedenlerle sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller sigortacı tarafından 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması yada indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Karayolları ZMSS poliçesi genel şartlarının 4/e maddesine göre, “tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması” veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, bu takdirde de sigortacı 3.kişilerin bu sebeplerle oluşan zararlarını karşıladıktan sonra kendi akidi olan sigorta ettirene rücu edebilme hakkına sahip olacaktır. Trafik kazasına neden olan sigortalı aracın yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlardan olması bu araçta yolcu taşınması ve gerçekleşen riziko ile yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçta yolcu taşınması arasında illiyet bağının varlığı durumunda sigortacı 3.kişilerin zararını karşıladıktan sonra sigorta ettirene rücu edebilir.
Somut olayda; sigortalı davalı …’a ait 1993 model hususi Isuzi kamyon diğer davalı …’ın idaresinde iken tek taraflı trafik kazası meydana gelmiş; bu kazada aracın kasasında bulunan dava dışı şahıslar yaralanmışlardır. Davalı sürücü … hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek suçundan Kadınhanı Asliye Ceza Mahkemesine açılan davanın neticeden zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin yaralananlardan bir kişinin dava yoluyla başvurusu üzerine poliçe limiti olan 11.000 TL’sını temerrüt tarihinden işlemiş faizi mahkeme masrafları ve ücreti vekaletle birlikte toplam 21.000 TL olarak ödediğini, henüz başvuru yapmayanlara yapılacak ödemelerin ihtimal dahilinde olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalılardan tahsili istemiyle işbu davayı açmış; ıslah dilekçesi ile talebini artırarak toplam 11.000 TL’nın davalılardan tahsilini istemiştir. Davacı vekili rücu sebebi olarak “tazminatı gerektiren olayın yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçta yolcu taşınması nedeniyle meydana gelmesini göstermiş, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araç kasasında taşınan yolcuların kazada yaralanması sonucu yolculara tazminat ödendiğini, kazazedelerin araç kasasında olmamaları gerekirken kasada taşındıklarını ve şarampole yuvarlanan kamyonda ağır yaralandıklarını ileri sürmüştür. Ancak hükme esas alınan her iki bilirkişi kurulu raporlarında da davacı; sanki yine genel şartların 4/e bendinde düzenlenen istiap haddinin aşılması sebebine dayanarak dava açmış gibi sadece bu hususta inceleme ve değerlendirme yapılmış, davanın asıl hukuki sebebi olan “yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçta yolcu taşınması” konusunda inceleme yapılmaksızın, davacı vekilinin raporlara itirazına rağmen kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması nedeniyle meydana gelmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Ayrıca, dosyada mevcut davalı taraf aracının trafik bilgilerinde aracın Isuzu açık kasa hususi kamyon ve kullanım amacının yolcu olduğu belirtilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, Kadınhanı Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/136-2009/226 sayılı dava dosyası ile dava dilekçesinde sözedilen olayda yaralananlardan birisi tarafından davacı … şirketi aleyhine açılan dava dosyasının tesbiti ve mercilerinden getirtilmesi, olay tarihi itibariyle aracın cinsinin ve kullanım amacının araştırılarak ruhsat kayıt bilgilerinin temin edilmesi daha sonra İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyetinden seçilecek trafik kusur ve sigorta hukuku konularında uzman bilirkişi kurulundan sigortalı aracın yolcu taşıma ruhsatlı araçlardan olup olmadığı, yolcu taşıma ruhsatlı olmadığının tesbiti halinde bu aracın kasasında yolcu taşınması ile gerçekleşen riziko arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususunda tüm dosya kapsamı birlikte gözetilerek gerekçeli, denetime elverişli bir rapor aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de; davalılar vekilinin temyiz itirazına gelince; Davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000 TL’in davalılardan tahsilini istemiş; daha sonra harcını yatırarak ibraz ettiği 11.3.2010 tarihli ıslah dilekçesinde talebini 10.000 TL daha artırarak toplam 11.000 TL’nin davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davanın esastan reddine karar verildiğine göre, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davalılar yararına 11.000 TL müddeabih üzerinden 1.320 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı taraf lehine 1.000 TL maktu vekalet ücretine hükmolunması da isabetli görülmemiştir.
4-Yine kabule göre de; aracın malikinin ve sigortalının davalı … sürücünün ise davalı … olduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK’nun 95 ve ZMSS Genel Şartlarının 4/e maddesi uyarınca, “ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir” hükmü mevcuttur. Şu halde davacı sigortacı söz konusu davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan akidine karşı açabilecektir. Husumet kamu düzenine ilişkin olduğundan resen gözetilmesi gerekir. Davalı … sigorta ettiren olmadığına göre, sözleşmenin tarafı değildir. Bu durumda davalı sürücü … hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde bu davalı yönünden de işin esasına girilerek davanın esastan reddine karar verilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin, 3 ve 4 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar …ve … vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılara geri verilmesine 28.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.