Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/9827 E. 2010/4463 K. 11.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9827
KARAR NO : 2010/4463
KARAR TARİHİ : 11.05.2010

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün 2006/6832 Esas sayılı dosyasından, 22.11.2006 tarihinde davacıya ait işyerindeki malların haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçluya ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edildiğini ve mülkiyet karinesinin aksinin davacı 3.kişi tarafından ispatlanamadığından bahisle red olmuş ve karar Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 04.12.2008 tarihli ve 2008/12020 Esas 2008/18897 karar sayılı ilamı ile onanmış ve taraflarca karar düzeltim talebinde bulunulmayarak kesinleşmiştir. Davacı 3.kişi bu kez, haciz mahallinde hazır bulunan …”nun borçlu şirketin işletme müdürü ve A grubu imzaya yetkili şahıs olduğunu ve borçluya ait belgeleri kişisel çantasında taşıması nedeniyle haciz mahallinde bulunduğunu kararın kesinleşmesinden sonra tesbit ettikleri gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebinde bulunmuştur.
Mahkemece bu talep, istihkak davalarının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacağından, yargılamanın iadesi mümkün olmadığından bahisle red edilmiştir.
2009/9827
2010/4463
İcra Mahkemesinin İİK’nun97 ve 99. Maddelerine dayalı olarak açılan istihkak davaları sonunda verdikleri kararlar maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. Çünkü, istihkak davaları genel hükümler çevresinde ve basit yargılama usulüne göre bakılan teknik bir davadır. (İİK’nun97/11-512). Bu davalarda HUMK’nun da yazılı tüm kanıtlar (tanık, yemin, ikrar, bilirkişi, keşif)taraflarca ispat aracı olarak dayanılabilir ve mahkemece bu kanıtlar serbestçe takdir olunur. (İİK’nun97/18) Görülüyor ki, icra mahkemesi hakimi, bu davalarda takip hukukunun dar kalıpları içerisinde kalmaz Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü de bu yoldadır. (12.Hukuk Dairesi 02.06.1986,5576/6588 sk ve 21.Hukuk Dairesinin 27.12.2002,8283-11427sk)
Bu nedenlerle, kararın, istihkak davası sonunda verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacağı ve bu nedenle yargılamanın yenilenmemesi istenemeyeçeği hususundaki gerekçe yerinde değilse de yargılamanın yenilenmesi istemi HUMK’nun 445. maddesindeki koşulların hiç birine uygun olmadığından sonuç itibari ile doğru olan kararın ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1,55 TL kalan onama harcının temyiz eden davacı 3.kişiden alınmasına 11.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.