Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/5267 E. 2011/5241 K. 04.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5267
KARAR NO : 2011/5241
KARAR TARİHİ : 04.10.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda kesinleşen hükmün kanun yararına bozulması Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar vekili, Mahkemeye verdiği dava dilekçesi ile; 115 ada içerisinde tespit dışı bırakılan taşınmazın irsen intikal, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak bazı bölümlerinin adlarına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 2006/538-2006/233 sayılı ve 18.08.2006 tarihli karar ile davanın feragat sebebiyle reddine ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; karar kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığınca, tespit dışı bırakılan taşınmazlar hakkında Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı gözetilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu belirtilerek kesinleşen hükmün kanun yararına temyiz edilmesi istenmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2011 tarih K.Y.B.2011/ 169451 sayılı tebliğnamesi ile 1086 sayılı HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince hükmün kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
Mahkemece, kadastro sırasında tespit dışı bırakılan taşınmaz hakkında açılan davada, davanın feragat nedeniyle reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Kadastro sırasında dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakıldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26/son maddesi uyarınca kadastro mahkemesinin görevi, taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği günde başlar. Başka bir ifadeyle, hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlar hakkında kadastro mahkemesi görevli değildir. Diğer taraftan, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 95. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 311. maddesi uyarınca feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Sorun; mahkemece, feragat nedeniyle davanın reddine mi yoksa, taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemiş olması karşısında görevsizlik kararı mı verilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Feragat beyanının sonuç doğurabilmesi için yöntemine uygun şekilde belgelendirilmesi, kayıtsız ve şartsız olması, nelerden feragat edildiğinin açıkça belirtilmesi gereklidir. Feragat beyanının anılan yasal koşulları içerip içermediğini belirleme hakkı, görevli mahkemeye aittir. Somut olayda, davacı vekilinin feragat beyanı imzası ile tevsik edilmemiş olup bu şekildeki bir beyanın sonuç doğurup doğurmayacağının görevli mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca mahkemece, çekişmeli taşınmazın kadastro sırasında tespit dışı bırakılarak hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemiş olması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26/son maddesi uyarınca mahkemenin görevsizliğine ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili genel mahkemeye gönderilmesine karar verilmek gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Kabule göre de, ortada hakkında kadastro tutanağı düzenlenerek tespit yapılmış bir taşınmaz bulunmadığına göre, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmekle yetinmek gerekirken ayrıca “tespit gibi tescil” kararı verilmesi de doğru olmamıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği, yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 2494 sayılı Kanunla değişik 427/7. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün sonucuna etkili olmamak üzere BOZULMASINA, gereği yapılmak ve Resmi Gazete’de yayınlanmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 4.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.