YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6685
KARAR NO : 2012/8190
KARAR TARİHİ : 26.06.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen takipte, … 3.İcra Müdürlüğünün 2008/714 Tal. sayılı dosyasından uygulanan 29.7.2008 tarihli haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan davacıya ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı 3.kişi ile borçlu ortakları arasında organik bağ bulunduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; mahcuzların davacının ticari faaliyetini sürdürdüğü ve malları uhdesinde bulundurduğu işyerinde haczedildiği, malların borçluya ait olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile mahcuzların davacı 3.kişiye aidiyetinin tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Dava konusu haciz işlemi davacı 3.kişi adına kayıtlı görünen adreste yapılmıştır. Ancak, takip konusu borç 15.8.2005 tanzim tarihli senetlerden kaynaklanmakta olup,
davacı 3.kişi borcun doğumundan sonra 15.1.2007 tarihinde ve borçlu şirket ile aynı konuda ticari faaliyette bulunmak üzere kurulmuştur. Davacı şirketin kuruluşunda yarı hisse ile kurucu ortak olan … …’nın vekili borçlu şirket ortağı olan eski eşi…’dır. Borçlu şirket ortağı… ile … … (…) borcun doğumundan sonra 14.11.2005 tarihinde boşandıkları gibi, … … aile şirketi niteliğinde olan ve ortakları kendi soyadı (…) ile aynı kişilerden oluşan borçlu şirkette de ortak iken hissesini borcun doğum tarihinden sonra 03.10.2005 tarihinde kendi babası olan büyük paylı ortak … …’ya devrederek ortaklıktan ayrılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, borçlunun davalı alacaklının yetkili satıcısı olduğu, borçlu şirketin kayıtlı adreslerinde bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı … borçlu şirketler arasında organik bağ bulunduğu, borçlu ile davacı 3.kişi şirketin aralarında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yaptıkları, mahcuzları birlikte elde bulundurdukları ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği kabul edilmelidir. Davacı tarafından sunulan belgelerle ve borcun doğum tarihinden sonrasına ilişkin olup, her zaman temini mümkün olan ve bilirkişi raporu ile de mahcuzlara uygunluğu belirlenememiş faturalarla yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, sonuç olarak “mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına” şeklinde hüküm kurmak gerekirken ve istihkak davalarında mülkiyetin tespitine ve aidiyetine yönelik karar verilemeyeceği dikkate alınmadan, yazılı şekilde mahcuzların “davacı 3.kişiye aidiyetinin tespitine” şeklinde hüküm kurulması da isabetli olmamıştır.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 26.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.