YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7153
KARAR NO : 2011/10723
KARAR TARİHİ : 17.11.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki İstihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, Küçükçekmece 1.İcra Müdürlüğü’nün 2010/5551 Takip sayılı dosyasında takip borçlusunun üçüncü kişi nezdindeki hesaplarına haciz konulması istemi ile İİK’nun 89/1. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderildiğini, genel kredi sözleşmesine dayanılarak kendi hak ve alacaklarından sonra bakiye üzerinde geçerli olmak üzere haczin işlendiğinin bildirildiğini, bu iddianın istihkak niteliğinde olduğunu, belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, takip borçlusu ile imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında düzenlenen teminat mektupları uyarınca imzalanan mevduat rehin sözleşmesi ve blokaj taahhütnamesi gereğince haciz ihbarnamesi gönderildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: davanın istihkak davası niteliğinde bulunduğu, davacı vekilinin 24.03.2011 tarihinde davadan feragat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, vekâlet ücreti yönünden davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesi uyarınca açtığı “istihkak iddiasının reddi” davası niteliğindedir.
İstihkak davaları, İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir ve dava değeri alacak miktarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise ona göre belirlenir. Başlangıçta dava değeri üzerinden hesaplanan nispi karar ve ilam harcının 1//4’ünün alınması, dava sonuçlandığında ise karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda dava red ile sonuçlandığına göre, başlangıçta alınan eksik harç ile yetinilerek yargılamaya devam edilmesi, hükümle birlikte alınan eksik harcın maktu karar ve ilam harcına tamamlanması karşısında sonuca etkili görülmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Ne var ki feragat nedeni ile red ile sonuçlanan davada, Mahkemece tensip ara kararı ile delillerin toplanması kararlaştırılmış, davalı üçüncü kişi vekili tüm duruşmaları takip etmiş, cevap ve delil listesi ile bir kısım delilleri sunmuş, davacı alacaklı vekili ise bundan sonra 24.03.2011 günlü dilekçesi ile vekâletnamesindeki yetkisi uyarınca açıkça davadan feragat ettiğini bildirmiştir.
“Feragat ve kabul eden taraf mahkûm olmuş gibi masarifi muhakemeyi tediyeye mecburdur. Şu kadar ki müddeialeyh hal ve vaziyeti ile aleyhine dava ikamesine sebebiyet vermemiş ve ilk muhakeme celsesinde de müddeinin iddiasını kabul etmiş ise masarifi muhakemeden ilzam olunmaz.” (1086 sayılı HUMK’nun 94. maddesi)
“Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulh nedenleriyle; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamına hükmolunur.” (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6. maddesi, Resmi Gazete Tarihi: 03.12.2010, Resmi Gazete Sayısı: 27774)
Somut olayda davacı vekilinin delillerin toplanmasına ilişkin ara karardan ve bir kısım delillerin sunulmasından sonra gerçekleşen feragati karşısında HUMK’nun 94/2. maddesinin ve karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT’nin 6. maddesinde düzenlenen indirime ilişkin uygulanma koşullarının gerçekleştiği kabul edilemez. Bu durumda duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettiren davalı üçüncü kişi yararına alacak miktarı olan 150.600,00.-TL üzerinden karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT’ndeki tarife üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek geçici 3. maddesi gereğince 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ : Davalı alacaklı vekilinin, yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 4. bendindeki ”Davalı vekili için takdir olunan 200,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine ”Karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca alacak miktarı olan 150.600,00.-TL üzerinden hesaplanan 13.106,00.-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekli DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 17.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.