YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10436
KARAR NO : 2010/3620
KARAR TARİHİ : 19.04.2010
MAHKEMESİ :… Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, asıl ve birleşen davada davalıların sürücü, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı oldukları aracın, müvekkillerinin desteği …’nun ölümüne neden olduğunu, anne ve babası ile eşi ve kardeşi olan davacıların bu nedenle zarar gördüklerini ileri sürerek, davalı … poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere toplam 43.000,00 TL manevi ve ıslahla birlikte toplam 102.028.20 TL maddi tazminatın temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sürücü ve işleten vekili, ölenin de kusurlu olduğunu ve istemin fahiş olduğunu savunmuştur.
Davalı … A.Ş. vekili, limit ve kusur oranında sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili, kendileri yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, davalı … A.Ş. limitle sınırlı sorumlu tutulmak üzere toplam 18.375,74 TL destek tazminatının davalılar işleten, sürücü ve … A.Ş.’den ve 460,00 TL defin gideri ile toplam 33.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı sürücü ve işleten şirketten temerrüt faizleriyle tahsiline, diğer istemlerin ve davalı … Sigorta A.Ş. hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm davalı işleten ve sürücü vekili ile davalı … A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı işleten ve sürücü vekilinin tüm ve davalı … vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, haksız eyleme dayalı tazminat istemine ilişkindir.
HUMK.nun 381 ve devamı maddelerine göre, hükmün nasıl kurulacağı ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı belirtilmiştir. Özellikle HUMK’nın 388/son bendinde; “Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır. Bu itibarla, yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükümde, tarafların hak ve sorumluluklarının açıkça belirtilmesinin gerekli olduğu ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hüküm açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Ayrıca, HUMK.nun 45. maddesi uyarınca davaların birleştirilmesine karar verilip, tahkikat birlikte yürütülse de her dava bağımsız olup, açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilip karar verilmelidir.
Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen davada, ayrı ayrı hüküm kurulması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ayrı ayrı hüküm altına alınması gerekirken, asıl ve birleşen dava hakkında esasen tek bir hükümle karar verilmesi ilke olarak doğru görülmemiştir.
Bu bağlamda, somut olayda mahkemece vekalet ücretine ilişkin olarak, duruşmayı vekille takip eden birden çok davalı bulunduğu halde, vekalet ücretinin hangi davalı ya da davalıların kastedildiği, asıl ve kısmen kabul edilen birleşen belirtilmeden, davalıya ve davalı tarafa ödenmesi şeklinde hüküm kurulmuştur. Ayrıca, bir kısım davalı bakımından davanın farklı nedenlerle kısmen veya tamamen reddine karar verilmiş olmasına göre, AAÜT’nin 3/2. ve 10/3. maddeleri dikkate alınarak hüküm kurulması gerekli olup, bu şekilde kurulan hüküm infazda tereddüde neden olacağından, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı işleten ve sürücü vekilinin bütün ve davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm davalı … yararına BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.926,80 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı işleten ve sürücüden alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı sigortaya geri verilmesine 19.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.