YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8402
KARAR NO : 2010/3951
KARAR TARİHİ : 27.04.2010
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, … İcra Müdürlüğünün … Talimat sayılı dosyasından, 10.07.2008 tarihinde borçluya ait işyerinde yapılan haciz sırasında 3.kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu belirterek, İİK”nun 99.maddesine dayalı olarak 3.kişinin istihkak iddiasının reddi ile davasının kabulüne karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı 3.kişi vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, haciz adresinde 3.kişinin faaliyette bulunduğu ve hacizli mallarında ona ait olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. Maddesine dayalı olarak açılan 3.kişinin istihkak iddiasının reddine ilişkindir.
Dava konusu haciz 10.07.2008 tarihinde, borç kaynağı sözleşmede ve bu sözleşme gereğince düzenlenmiş çek üzerinde borçlu adresi olarak gösterilen yerde yapılmıştır. İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olup, karine aksinin 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir. İcra müdürlüğünün hatalı işlemi sonucu alacaklının dava açmak zorunda bırakılması ispat külfetinin yer değiştirmesine neden olmaz.
Davalı 3.kişi haciz sırasında, işyerini içindeki mallarla birlikte borçludan satın aldığını belirtmiş ve bu beyanı haciz tutanağına geçirilmiştir. İİK’nun 8.maddesi gereğince icra tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğindedir, 3.kişi böyle bir beyanı olmadığını iddia etmiş ise de, kendisi tarafından sunulan, 03.06.2008 tarihli 6 adet borçlu tarafından kendisi adına düzenlenen ve işyerindeki bir kısım demirbaş ve ticari emtianın satışına ilişkin fatura, işyeri devri niteliğinde olduğundan bu beyanına itibar edilmemiştir.
Davalı 3.kişi, 05.05.2008 tarihli borcun doğumundan sonra haciz adresinde şube açılışını vergi idaresine bildirmiş ve 03.06.2008 tarihli faturalar ile borçludan bu işyerindeki malları devir almıştır.Öte yandan bu tarihten sonra aynı adrese borçlu adına mal teslimlerine ilişkin belge ve kargo fişlere düzenlenmiş, borçlunun yazar kasa fişlerinin kullanıldığı anlaşılmıştır.
Yapılan bu işlemler alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işyeri devri niteliğinde olup alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır. İşyeri devrinin bir an için danışıklı olmadığı düşünülse dahi, bu devin İİK”nun 44. Madde koşullarına uygun yapılmadığı gibi BK’nun 179. maddesi gereğince deticari işletmeyi devir alan şahıs, devraldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacağından yine alacaklının haklarını etkilemeyecektir.
Bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, davacı alacaklının davasının kabulü gerekirken aksi düşüncelerle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 27.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.