YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/467
KARAR NO : 2010/4814
KARAR TARİHİ : 27.05.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … AŞ. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalılardan … A.Ş.’nin maliki, …’nın sevk ve idaresindeki aracın, dava dışı …’a ait araca çarpması sonucu, araç hasarı ve iş gücü kaybı olarak dava dışı üçüncü kişiye ödemede bulunduklarını, kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 4/d maddesi uyarınca ödenen 3.619,00 TL’nin 2.250,00 TL’sinin 26.06.2006 tarihinden, 1.369,00 TL’sinin 31.10.2006 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte rücuen davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … A.Ş. vekili, dava konusu aracı kaza tarihinden önce emanet araç alım satım sözleşmesi ile sattıklarını ve teslim ettiklerini belirtip, davalı sürücünün sadece alkolün etkisiyle kaza yaptığına dair delil bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüyle, 3.369,95 TL’nin, 1.369,65 TL
2010/467
2010/4814
Iş gücü kaybının 26.06.2006 tarihinden, 2.000,00 TL hasar bedelinin, 31.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … San. Ve Tic. Paz. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … San. Ve Tic. Paz. A.Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-HUMK.nun 381 ve 388 maddeleri gereğince, kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerekir.
Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda “davacının davasının kabulüne ” denildiği halde, gerekçeli kararda “davacının davasının kısmen kabulü ile toplam 3.369,65 TL alacağın 1.369,65 TL iş gücü kaybının 26.06.2006 tarihinden, 2.000,00 TL hasar bedelinin, 31.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline.. ” denilmiştir. Bu durumda, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkili olup, HUMK.nun 381 ve 388 maddelerine ve 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararına aykırılık teşkil ettiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
3-Kabule göre de :
Dava, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi nedeniyle, dava dışı araç sahibine araç hasarı ve iş gücü kaybı nedeniyle ödemede bulunan davacı … şirketinin kendi sigortalısına ve araç sürücüsüne karşı açtığı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin, “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki
2010/467
2010/4814
alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4-d. maddesinde; İşletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri sırasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4-d.maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığın-
2010/467
2010/4814
dan, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; dava dilekçesi ile kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 4/d maddesi uyarınca dava dışı üçüncü kişiye ödenen tazminatın davacı … tarafından kendi sigortalısı ile sigortalı araç sürücüsünden tahsili talep edildiği halde, mahkemece yukarıda belirtildiği şekilde kazanın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleşip – gerçekleşmediği konusunda hiçbir inceleme yapılmaksızın sigortalı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğundan söz edilerek davalıların tazminattan sorumluluğuna karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, kaza tespit tutanağı, oluş şekli ve dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirilmek üzere, içinde nörolog doktorun da bulunduğu uzman bilirkişi kurulundan, yukarıda sözü edilen ilkeler ışığında, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin, alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının tereddüde yer vermeyecek şekilde saptanması yönünden rapor alınarak, varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … A.Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı … A.Ş.
2010/467
2010/4814
yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … San. ve Tic. Paz. AŞ’ne geri verilmesine 27.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.