Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7785 E. 2011/8398 K. 29.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7785
KARAR NO : 2011/8398
KARAR TARİHİ : 29.09.2011

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R
Davacı (üçüncü kişi) vekili, … İcra Müdürlüğü’nün 208/180 Esas sayılı dosyasında, davacının işletmecisi bulunduğu otelde yapılan 31.07.2008 günlü hacze konu menkullerin davacı tarafından bedeli ödenerek satın alındığını, borçlunun üçüncü kişinin eşi olması dışında otelle ve içindeki eşyalarla ilgisinin bulunmadığını, belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, haczin takibe dayanak senette bildirilen, aynı zamanda ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste borçlunun huzurunda yapıldığını, bu sırada istihkak iddiasında bulunulmadığını, borçlunun mahcuzların bedelinin kendisi tarafından ödendiğini belirttiğini, üçüncü kişinin borçlunun eşi olduğunu ve haczin yapıldığı yerde birlikte yaşadıklarını, borçlunun otelle ilgili tüm işlemler için vekaletname ile yetkilendirildiğini, istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için kötü niyetli olarak yapıldığını, borçlunun hasım gösterilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre;“mahcuzların takibin dışında kalan üçüncü kişiye ait olduğunun kanıtlandığı” gerekçesi ile davanın kabulü ile 31.07.2008 günlü hacze konu mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına ve İİK’nun
97/15. maddesi uyarınca mahcuzların değerinin %15’i oranında tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, Dairemizce verilen 11.03.2010 gün, 1348–2175 sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda “dava konusu haczin takibe dayanak senette gösterilen, aynı zamanda ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde, takip borçlusunun huzurunda yapıldığı, İİK’nun 8/son maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre borçlunun mahcuzların kendisine, haczin yapıldığı otelin işletmesinin ise üçüncü kişi adına kayıtlı olduğunu beyan ettiği, istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğü“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, uyulan bozmaya göre, davacı üçüncü kişi vekilinin tüm, davalı alacaklı Vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İstihkak davaları, İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Hacizli malın değeri ile alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirlenecek dava değeri üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının başlangıçta 1/4’ünün peşin olarak alınması, vekâlet ücretinin de karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi olarak hesaplanması gerekir.
Somut olayda başlangıçta maktu harç alınarak bununla yetinilmesi hatalı ise de; dava red ile sonuçlandığına ve başlangıçta alınan harç da maktu red harcını karşıladığına göre bu husus tek başına bozma nedeni yapılmamıştır.
Bununla birlikte alacaklı vekili yararına dava değeri olan alacak miktarı (30.250,00.-TL) üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücreti yerine 360,00.-TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açılanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin tüm, davalı alacaklı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna oybirliğiyle, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle vekâlet ücreti yönünden hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine üye … ve Üye …’ın karşı oyları ve oyçokluğuyla 29.9.2011 gününde karar verildi.
492 sayılı H.Y’nın 16, 28 md. ve tarifenin III-1-a maddesine göre nisbi harca tabi somut uyuşmazlıkta;
Davacı tarafça, dava dilekçesinde dava değeri bildirilmeksizin yatırılan maktu peşin harç ile dava açılmış,
Yargılama sırasında mahkemece, davacıya dava değerini bildirmesi ve bu değer üzerinden eksik peşin harcı ikmal etmesi için süre-kesin süre verilmemiş (492 S.Y. 28 md.)
Davalı tarafça da yargılama aşamasında hiçbir şekilde bu konuda herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi değerini belli bulunan davada eksik peşin harcın kendisi tarafından ikmali cihetine gidilmemiş (492 S.Y.32.md),
Yargılama sonucunda mahkemece davanın reddi ile maktu karar ve ilam harcı ve davalı alacaklı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Davalı alacaklı vekilinin lehine hükmedilen vekalet ücretinin nisbi olması gerektiği yönündeki temyiz talebi sayın
çoğunluk tarafından yerinde görülerek karar bu yönden bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bu yöndeki bozma gerekçesine katılamamaktayız.
Zira;
Nisbi vekalet ücreti, ancak nisbi değere tabi davalar için söz konusu olup, nisbi değer ancak bu değer üzerinden eksik peşin harcın yatırılması-tamamlanması halinde dava değerini teşkil etmektedir.
Eldeki davada yargılamanın hiçbir aşamasında dava değeri bildirilmemiş, eksik peşin harç mahkemece ikmal ettirilmemiş temyize gelen davalı alacaklı tarafından da….mad. hükmüne rağmen bu konuda hiçbir itiraz ve talepte bulunulmamıştır.
Bu halde dava değerinin nisbi olduğunun kabulü mümkün değildir.
İlk derece mahkemesinin bu nedenle davalı alacaklı lehine maktu vekalet ücreti taktiri hukuka uygundur.
Nitekim, gayrimenkulün keşif sonunda tesbit edilen değeri üzerinden noksan harç tamamlanmamış ise vekalet ücretinin (keşifte tesbit edilen değer üzerinden değil) dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden takdir edilmesi gerektiğine ilişkin Y.H.G.K 6.12.1072 gün 8/642-1323 sayılı kararı da ilk derece mahkemesi uygulamasının doğruluğunu işaret etmektedir.
Maruz nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz talebinin bu yönden de reddi ile usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği yönündeki sayın çoğunluk bozma kararına muhalifiz.