YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1499
KARAR NO : 2010/3944
KARAR TARİHİ : 27.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalılar vekillerincede duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 27.4.2010 Salı günü davacı Tasfiye Halinde Türkiye … Bankası AŞ vekili Avukat … ile davalılar … ve … vekili Avukat … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’nün müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ait taşınmazları diğer davalı Vakfa bağışladığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemişlerdir.
Borcun tasarruf tarihinden sonra doğması nedeniyle davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesi tarafından bozulması üzerine önceki kararda direnilmesine karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca ‘borcun tasarruf tarihinden önce doğması nedeniyle mahkemece işin esasına girilmesi gerektiği’ gerekçesiyle verilen bozma kararı üzerine mahkemece İİK.nun 280. maddesi uyarınca davanın kabulüne ve yapılan tasarrufların davacının alacağı ile sınırlı olarak iptaline karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 13. maddesi uyarınca davacı bankanın açtığı tasarrufun iptali davalarında aciz vesikasının aranmamasına, yapılan tasarrufun bağışlama hükmünde olması nedeniyle İİK.nun 278. maddesi uyarınca iptale tabi olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2)Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda davacının davası sabit olduğu takdirde tasarrufun alacaklı davacının asıl alacak ve ferileri ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde iptaline karar verilmesi gerekir. Somut olayda mahkemece davanın kabulüne karar verildiği halde sadece asıl alacak ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmiş olması doğru olmayıp bozma nedeni ise de bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden kararın HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekir.
SONUÇ :Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının Reddine, (2) nolu bentte açıklanan davacı vekilinin temyiz yönünden hüküm fıkrasının birinci bendinin 5. satırındaki “davacının alacağı olan 265.551.346.046.-TL (eski TL) 265.551.00.-TL’sı (yeni TL)sı ile sınırlı olmak üzere İPTALİNE” tümcesinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “davacının asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olarak iptaline” tümcesinin yazılarak hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 12.035,62 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına 27.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.