YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/557
KARAR NO : 2010/3412
KARAR TARİHİ : 13.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın karıştığı trafik kazası neticesinde ağır hasar gördüğünü belirterek 19.185,28 TL tazminatın 29.4.2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın sürücünün alkollü olması nedeniyle meydana geldiğini, hasarın teminat dışında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği, Kakso sigorta poliçesi genel şartlarının A-5.5. maddesi gereğince hasarın teminat dışında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir
TTK.nun 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281 nci maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Ancak sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Davalı vekili, dava konusu kazanın kaza tutanağına göre sürücü …’in alkollü olduğunu iddia etmiştir. Bu konudaki ispat külfeti M.K.’nun 6 ve TTK.nun 1281/2.maddeleri uyarınca davalı … şirketine aittir. Kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında görgü tanıklarının beyanına göre kaza yerinden ayrılan sürücü …’in ayakta duramayacak kadar alkollü olduğu bildirildi notu yazılmıştır. Tutanağa göre kaza saat 5.45’te meydana gelmiş …’in alkol raporu 14.35’te alınmış ve alkolsüz olduğu anlaşılmıştır. Davalı … kaza sırasında sürücünün alkollü olduğunu ve kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiğini ispat etmesi gerekir. Dosya içeriğine göre sürücü …’nin alkollü olduğuna dair belge bulunmadığı gibi tanık ifadeleri ile de sürücünün alkollü olduğu ve kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiği ispat edilememiştir. Ayrıca davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği sabit olmamıştır Açıklanan nedenle davalı … sürücünün alkollü olduğunu ve kazaya salt alkolün neden olduğunu soyut değil somut delillerle kanıtlanmadığı halde davalının kasko sigorta poliçesi, kapsamında konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden tazminata ilişkin rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.