Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/9696 E. 2010/4948 K. 31.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9696
KARAR NO : 2010/4948
KARAR TARİHİ : 31.05.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, dava dışı …’ın kullanımında iken karıştığı kaza sonucu hasara uğradığını, başvuruya rağmen davalı sigortanın ödeme yapmadığını belirterek, 6.999.00 TL’nın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza anında sürücünün olay yerini terk ettiğini, aracı kimin kullandığının belli olmadığını, kazadan yaklaşık iki saat sonra sürücü olduğunu iddia eden …’ın karakola gelerek ifade verdiğini, doğru beyan yükümlülüğü yerine getirilmediğinden rizikonun teminat dışı kaldığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sigortalı araç sürücüsü olduğu iddia edilen …’ın, diğer araç sürücüsünden 1 saat 15 dakika sonra karakola giderek beyanda bulunması hayatın olağan akışına aykırı olup, kaza sırasında aracın … tarafından kullanılmadığı, doğru beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği ve rizikonun teminat dışı kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
2009/9696
2010/4948
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasa’nın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın, sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.1.5. maddesi ve TTK.’nun 1292/3. maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, kaza, 09.01.2006 tarihinde ve sigorta poliçesi yürürlükte iken meydana gelmiştir. Davalı vekili, davacının iddia ettiği gibi sürücünün … olmayıp, kaza yerini terk ettiğinden kimliğinin tespit edilemediğini, alkollü veya ehliyetnamesinin bulunup bulunmadığının belirlenemediğini, rizikonun teminat dışında kaldığını, ispat külfetinin davacıya geçtiğini savunarak, görgü tespit tutanağı ve …’ın kazadan yaklaşık iki saat sonra polise gelerek ifade vermesini delil olarak göstermiştir. 09.01.2006 tarihli Görgü Tespit Tutanağı, sürücü …’ın aracı kendisinin kullandığına ve kazayı karakola bildirmek için olay yerinden ayrıldığına dair beyanı ile dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği sabit olmamıştır. Bu durum karşısında, sürücü değişikliği yapıldığının, alkollü veya ehliyetnamesiz olduğunun ispat külfeti davalı sigortacıda olup, bu hususu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Ancak, dosyada bu yöndeki savunmasını kanıtlayacak delil bulunmamaktadır. Sürücü …, yeterli ehliyetnameye sahip ve alkolsüzdür.
2009/9696
2010/4948
Bu durumda mahkemece, poliçe teminatı kapsamında gerçekleşen riziko nedeniyle sigortalı araçta meydana gelen gerçek zarar miktarı makine mühendisi uzman bilirkişiden alınacak rapor ile belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.