YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/322
KARAR NO : 2022/785
KARAR TARİHİ : 31.05.2022
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “el atmanın önlenmesi ve eski hâle getirme” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davalılar … ile … vekili ve davalı… Tem. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda kararın bozulmasına karar verilmiş, davacı vekili ve davalılar … ile … vekilinin karar düzeltme istemi üzerine karar yeniden bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalılar … ile … vekili ve davalı… Tem. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Altınşehir mahallesi 1095 ada 3 parselde kayıtlı anataşınmazın (A) bloğunda 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 nolu bağımsız bölümlerin maliki olduğunu, davalı …’nin C blokta mesken olarak kayıtlı 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümlerin, davalı …’nin de B blokta bulunan tapuda mesken olarak kayıtlı 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümlerin maliki olduğunu, ancak davalılar Oya ve …’ye ait mesken nitelikli bağımsız bölümlerin Akuğur Alışveriş Merkezleri… Tem. Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından işyeri (market) olarak kullanıldığını, oysa ki Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 24/2. maddesine göre tapuda mesken olarak kayıtlı olan bağımsız bölümlerin işyeri olarak kullanılabilmesi için kat maliklerinin oy birliği ile karar vermesi gerektiğini, dava konusu bağımsız bölümlerin işyeri olarak kullanılması konusunda kat malikleri kurulunca ittifakla verilmiş bir karar bulunmadığını belirterek söz konusu bağımsız bölümlerin işyeri (market) olarak kullanılmasının men’i ile mesken niteliğine dönüştürülmesini talep etmiştir.
Davalılar Cevabı:
5. Davalılar … ve … vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın daha önceden taşınmazların işyeri olarak kullanılması için muvafakatinin olduğunu, dava konusu bağımsız bölümlerin uzun süreden beri işyeri olarak kullanıldığını, davacının bunu bildiğini, dava konusu bağımsız bölümlerin kullanılmasına zımnen muvafakat ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
6. Davalı… Tem. Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, diğer davalılar Sultan ve …’nin kiracısı olduğunu, 2009 yılından beri taşınmazın market olarak kullanıldığını, davacı da dahil bütün kat maliklerinin rızası olduğunu, bu konunun kat malikleri kurulunda çözümlendiğini, işyeri açma esnasında ne davacı ne de diğer komşular tarafından ikaz edilmediğini, müvekkilinin kat maliklerinden izin alması neticesinde ilgili belediyeye müracaat ile işyeri açma ruhsatı verildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
7. Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.07.2013 tarihli ve 2011/1279 E. 2013/1398 K. sayılı kararı ile; taşınmaza ait proje, mimari proje, tapu kaydı, tüm bilgi ve belgelerin celbedildiği, ayrıca dosya içine sunulan davacı imzasının bulunduğu muvafakatnamenin ikinci sayfasında, … ismi karşısında atılı olan imzanın, bu kişiye ait olup olmadığının tespiti açısından dosya bilirkişiye verilerek aldırılan raporda, muvafakatnamedeki imzanın …’e ait olmadığı, ismin yanında “V” harfi bulunmakta olup, bu imzanın vekâleten yerine atıldığının anlaşıldığı ancak davacının bu imzayı kabul etmediği, zımni muvafakat iddialarının da yerinde bulunmadığı, projenin uygulanması açısından mahallinde bilirkişiler refakatiyle keşif yapıldığı, alınan rapora ve ekli projesine göre, dava konusu B ve C bloktaki bodrum katın yaklaşık alanının 500 m2 olarak tek bölüm hâlinde kullanıldığı, ara bölme duvarlarının kaldırıldığı, projeye aykırılık bulunduğu, taşınmazın projede esasında, “mesken” olarak kayıtlı olduğu, hem tasdikli mimari projesinde, hem de tapu kayıtlarında, dava konusu (B ve C bloklarında) bulunan (9, 10 nolu) bağımsız bölümler mesken niteliğinde olup, mahallindeki kullanım şeklinin proje ve tapu kayıtları ile örtüşmediği, Nilüfer Belediyesinden işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmış ise de, bu işlemin Kat Mülkiyeti Kanunu’na aykırılığı gidermeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 1095 ada 3 parsel arsa üzerinde kurulu apartmanlardan B blok altında davalılardan Sultan Biçkiye ait 9, 10 nolu bağımsız bölümler ile, C blok altında davalılardan Oya Biçkiye ait 9, 10 nolu bağımsız bölümlerin, davalılardan Akuğur Alışveriş Merkezleri, Fen Uğursan Temizlik Gıda Mad. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından işyeri (market) olarak kullanılmasının men’i ile, dosya içindeki 08.10.2012 tarihli bilirkişi raporu, ayrıca 21.05.2013 tarihli ek bilirkişi raporu ve ekindeki projede belirtilen sarı renkli ara bölme duvarlarının projeye uygun hâle (mesken hâline) getirilmesi için kiracıya 60 işgünü süre verilmesine, aksi hâlde kararın aynen infazına karar verilmiştir.
Özel Dairenin Bozma Kararı:
8. Mahkemenin bu kararı süresi içinde davalılar … ile … vekili ve davalı… Tem. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
9. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 21.04.2014 tarihli ve 2014/3021 E. 2014/7440 K. sayılı kararı ile; “…Davacı dava dilekçesinde, davalılara ait mesken niteliğinde olan taşınmazların ara duvarlarının kaldırılmak suretiyle iş yeri olan diğer bağımsız bölümlerle birleştirilerek davalı şirket tarafından market olarak kullanıldığını belirterek meskenlerin iş yeri olarak kullanılmasının önlenmesine ve eski hale getirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 24.maddesi gereğince mesken nitelikli bağımsız bölümün işyeri olarak kullanılmasının tüm kat maliklerinin oybirliği ile verecekleri karara bağlı olmasına göre meskenlerin iş yeri olarak kullanılmasının önlenmesine ve meskenlerle iş yerleri arasındaki ara duvarların eski hale getirilmesine ilişkin hükme yönelik sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Kat Mülkiyeti Yasası’nın 18/1. maddesinde “Kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak yükümlüdürler.”, 19. maddesinde ise “Kat malikleri, anagayrimenkulün bakımına ve mimarı durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecburdurlar. Kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anagayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler, değişik renkte dış badana veya boya yaptıramaz. Ancak, ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun anayapıya veya bağımsız bir bölüme veya bölümlere zarar verdiğinin ve acilen onarılması gerektiğinin veya anayapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit edilmiş olması halinde, bu onarım ve güçlendirmenin projesine ve tekniğine uygun biçimde yapılması konusunda kat maliklerinin rızası aranmaz. Kat maliki kendi bağımsız bölümünde anayapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamaz. Tavan, taban veya duvar ile birbirine bağlantılı bulunan bağımsız bölümlerin bağlantılı yerlerinde, bu bölüm maliklerinin ortak rızası ile anayapıya zarar vermeyecek onarım, tesis ve değişiklik yapılabilir. Her kat maliki anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumludur.” hükümleri düzenlenmiştir. Mahkemece davalılara ait mesken niteliğindeki bağımsız bölümlerin ara duvarları ile iş yeri niteliğinde olan taşınmazların ara duvarlarının kaldırılmasının anayapıya zarar verip vermediği statiğini etkileyip etkilemediği uzman bilirkişi tarafından incelenmeden eksik araştırmaya dayanılarak eski hale getirmeye karar verilmesi,
2-Davanın niteliği gereği maktu vekalet ücreti ile karar ve ilam harcı alınması gerekirken yazılı şekilde nispi karar ilam harcı alınması ve davacı yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmesi,
Doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Karar Düzeltme Talebi Üzerine Özel Dairenin Bozma Kararı:
10. Davacı vekili ve davalılar … ile … vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
11. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince 13.04.2015 tarihli ve 2014/15776 E. 2015/5820 K. sayılı kararı ile; “…Taraf vekillerinin karar düzeltme istemi üzerine dosyanın yeniden incelenmesi sonucunda; davacının dava dilekçesinde, anataşınmazın B Bloğu altında bulunan davalı …’ye ait 9 ve 10 numaralı meskenler ile C Bloğu altında bulunan davalı …’ye ait 9 ve 10 numaralı meskenlerin diğer davalı şirket tarafından işyeri (market) olarak kullanılmasının önlenmesi ile sözü edilen bağımsız bölümlerin tapudaki mesken niteliğine dönüştürülmesini istediği dikkate alınarak, mahkemece taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerekirken, talep aşılarak B Blok 10 numaralı bağımsız bölüm (mesken) ile C Blok 10 numaralı bağımsız bölüm (mesken) arasındaki duvar ile B Blok 12 numaralı bağımsız bölüm (işyeri) ile C Blok 12 numaralı bağımsız bölüm (işyeri) arasındaki duvar ve işyeri nitelikli B Blok 11 ve 12 nolu bağımsız bölümlerle C Blok 11 ve 12 nolu bağımsız bölümler arasındaki ana duvarları da kapsayacak şekilde projeye uygun hale getirme kararı verilmiş olduğu, Dairemizce de davacının talebi gözetilmeden davalılara ait mesken niteliğindeki bağımsız bölümlerin kendi arasındaki duvar ile işyeri niteliğindeki 11 ve 12 numaralı bağımsız bölümlerin kendi aralarındaki duvarların kaldırılmasının ana yapıya zarar verip vermediği, statik yapısını etkileyip etkilemediği yönünde araştırmaya dayalı bozma yapılmasının yerinde olmadığı, mahkeme kararının bozmanın 2. bendinde yer alan husus dışında aşağıda açıklanan nedenle de bozulması gerektiği bu kez yapılan incelemeden anlaşıldığından, taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin bu nedenle kabulüne; Dairemizin 21.04.2014 gün ve 2014/3021 E-7440 K sayılı ilamının dördüncü paragrafının “1” numarası ile başlayan bentteki bozma sebebinin Yargıtay ilamından çıkartılmasına, yerine “1- Davacı dava dilekçesinde, salt davalılar Oya ve …’ye ait B ve C Blokta yer alan 9 ve 10 numaralı meskenlerin işyeri olarak kullanılmasının önlenmesi ile sözü edilen bağımsız bölümlerin tapudaki mesken olan niteliğine dönüştürülmesini istediği, mahkemece B ve C Blokta yer alan 9 numaralı meskenlerle 11 numaralı işyerleri arasındaki ve yine 10 numaralı meskenlerle 12 numaralı işyerleri arasındaki duvarların eski hale getirilmesi durumunda davacının talebinin karşılanacağı gözetilerek salt bu duvarların eski hale getirilmesine ve bu şekilde meskene dönüştürülmesine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, davacının bu yönde bir isteği de olmadığı dikkate alınmadan davalılara ait mesken niteliğindeki 10 numaralı bağımsız bölümlerin kendi arasındaki duvar ile “işyeri niteliğindeki 11 ve 12 numaralı bağımsız bölümlerin kendi aralarındaki duvarların da eski hale getirilmesine karar verilmiş olması,” kısmının yazılmasına, bozma ilamının ilk üç paragrafı ile 2 numaralı bendinin ve diğer kısımlarının aynen muhafazasına…” karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
12. Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2015/1467 E. 2016/275 K. sayılı kararı ile önceki gerekçeye ek olarak; mahkemenin davacı tarafın talebiyle bağlı olduğu, davacı tarafın 01.08.2011 tarihli dilekçesinde Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Altınşehir mahallesi 1095 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerine kurulu apartmanlardan B blok altında davalılardan …’ye ait 9-10 nolu meskenler, C blok altında davalılardan …’ye ait 9-10 nolu meskenlerin (bağımsız bölümlerin) davalılardan Akuğur Alışveriş Merkezleri, Fen Uğursan Temizlik Gıda Mad. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından işyeri (market) olarak kullanılmasının men’i ile, mesken niteliğine dönüştürülmesi yönünde olduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda talep yönünde yapılan inceleme sonucunda uzman bilirkişilerden rapor aldırılarak, raporda dava konusu yerlerde projeye aykırı olarak kaldırılan duvarlar sarı renklerle gösterildiği, mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
13. Direnme kararı süresi içinde davalılar … ile … vekili ve davalı… Tem. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; el atmanın önlenmesi ve eski hâle getirme istemine ilişkin eldeki davada, mahkemece verilen B Blok 10 numaralı bağımsız bölüm (mesken) ile C Blok 10 numaralı bağımsız bölüm (mesken) arasındaki duvar ile B Blok 12 numaralı bağımsız bölüm (işyeri) ile C Blok 12 numaralı bağımsız bölüm (işyeri) arasındaki duvar ve işyeri nitelikli B Blok 11 ve 12 nolu bağımsız bölümlerle C Blok 11 ve 12 nolu bağımsız bölümler arasındaki ana duvarları da kapsayacak şekilde projeye uygun hâle getirme kararının talep aşımı olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
15. Uyuşmazlığın çözümünde taleple bağlılık ilkesine ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır
16. Medenî usul hukukuna egemen olan ilkeler mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) dağınık hâlde yer almakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) sözü edilen ilkelere Birinci Kısım İkinci Bölümde bir arada yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK, 24. maddesinden itibaren “Yargılamaya Hakim Olan İlkeleri” düzenlemiş ve bu kapsamda Tasarruf İlkesi (m. 24), Taraflarca Getirilme İlkesi (m. 25), Taleple Bağlılık İlkesi (m. 26), Hukukî Dinlenilme Hakkı (m.27), Aleniyet İlkesi (m. 28), Dürüst Davranma ve Doğruyu Söyleme Yükümlülüğü (m. 29), Usul Ekonomisi İlkesi (m. 30), Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi (m. 31) olarak bu ilkeleri sıralamıştır.
17. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi;
“(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
(2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” hükmünü içermektedir.
18. Taleple bağlılık ilkesi, hâkimin, tarafların talepleriyle bağlı olduğunu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceğini, ancak duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebileceğini ifade eder. Belirtmek gerekir ki, hâkim bazı durumlarda taleple bağlı değildir. Bu durumlar Kanunda açıkça belirtilmiştir.
19. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ilk anlam, tarafın talep etmediği husus hakkında mahkemenin karar veremeyeceğidir. Buna göre hâkim, tarafların dilekçelerinde talep edilen hususları karşılar. Hâkimin, tarafların talep etmediği bir hususta karar vermesi mümkün değildir. Tarafın neyi talep edip etmediği ve hâkimin ne hakkında karar verip veremeyeceği dava dilekçesine bakılarak tespit edilir. Bu tespitin konusunu, istenilen hukukî sonuç oluşturur. Bu itibarla hâkimin karar verme sınırı dava dilekçesi ile belirlenmiş olur.
20. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ikinci anlam ise tarafın talebinden fazlasına mahkemece karar verilememesidir. Tarafın maddî hukuktan kaynaklanan bir hakkının, bazı istisnaî durumlar hariç olmak üzere sadece bir kısmını ileri sürmesine bir engel yoktur. Bu durumda mahkemece, talep edilenden fazlasına karar verilemez. Taleple bağlılık ilkesine yüklenen bu anlam aynı zamanda 24. maddede ifade edilen “tasarruf ilkesi” ve 25. maddesinde yer alan “taraflarca getirilme ilkesi” ile de bağlantılıdır.
21. Nihayet taleple bağlılık ilkesinin üçüncü anlamı ise, çok istisnai hâller dışında hâkimin talep edilenin dışında bir şeye karar verememesidir. Talep edilenden farklı bir şeye karar verememe, verilen hükmün sonuç kısmına bakılmak suretiyle tespit edilir. Buna göre, talepte bulunan kişinin gerçek iradesi ile mahkemenin verdiği hükümdeki sonuç kısmının aynı olup olmadığı, talep edilenden farklı bir şeye karar verilip verilmediği bu şekilde anlaşılır. Nitekim aynı ilkelere Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 24.05.2019 tarihli ve 2017/8 E. 2019/3 K. sayılı kararında da yer verilmiştir.
22. Somut olay ve dosya kapsamına göre; davacı dava dilekçesinde, davalılara (…, …) ait mesken niteliğinde olan bağımsız bölümlerin ara duvarlarının kaldırılmak suretiyle iş yeri niteliğinde olan diğer bağımsız bölümlerle birleştirilerek davalı şirket tarafından market olarak kullanıldığını belirterek meskenlerin işyeri olarak kullanılmasının önlenmesine ve eski hâle getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
23. Mahallinde yapılan keşif sonucu dosyaya sunulan 08.10.2012 tarihli bilirkişi raporu ve 21.05.2013 tarihli ek bilirkişi raporu incelendiğinde, hem davalılara ait mesken niteliğinde olan bağımsız bölümler ile işyeri niteliğinde olan bağımsız bölümler arasındaki duvarlar, hem de B ve C Blok 10 numaralı bağımsız bölümlerin, B ve C Blok 12 numaralı bağımsız bölümlerin, B Blok 11 ve 12 nolu bağımsız bölümlerin, C Blok 11 ve 12 numaralı bağımsız bölümlerin kendi aralarındaki duvarların kaldırıldığı ve bu hâliyle kullanım şeklinin projeyle örtüşmediği belirtilerek bu kısımlar sarı renk ile gösterilmiş, mahkemece 08.10.2012 tarihli bilirkişi raporu, 21.05.2013 tarihli ek bilirkişi raporu ve ekindeki projede belirtilen sarı renkli ara bölme duvarlarının projeye uygun hâle (mesken hâline) getirilmesine karar verilmiştir.
24. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde talep olmamasına rağmen mahkemece, B Blok 10 numaralı bağımsız bölüm (mesken) ile C Blok 10 numaralı bağımsız bölüm (mesken) arasındaki duvar; B Blok 12 numaralı bağımsız bölüm (işyeri) ile C Blok 12 numaralı bağımsız bölüm (işyeri) arasındaki duvar; işyeri nitelikli B Blok 11 ve 12 nolu bağımsız bölümlerle C Blok 11 ve 12 nolu bağımsız bölümlerin kendi aralarındaki duvarları da kapsayacak şekilde projeye uygun hâle getirme kararının talep aşımı niteliğinde olduğu, bu nedenle meskenlerin (B Blok 9,10 ve C Blok 9,10 nolu bağımsız bölümler) işyeri olarak kullanılmasının önlenmesi ile sözü edilen bağımsız bölümlerin tapudaki mesken olan niteliğine dönüştürülmesi isteği yönünden bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile talep aşımına da yol açacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
25. Hâl böyle olunca yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
26. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalılar … ile … vekili ve davalı… Tem. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.05.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.