YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6573
KARAR NO : 2011/9304
KARAR TARİHİ : 17.10.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlular aleyhine yürütülen takipte, Kadirli İcra Müdürlüğünün 2009/604 Tal. sayılı dosyasından 09.10.2009 tarihinde uygulanan haciz işleminde, borçlular ile ilgisi bulunmayan müvekkillerine ait mısır mahsulünün haczedildiğini, ürünün haczedildiği taşınmazın müvekkillerine ait olduğunu ileri sürerek, istihkak davasının kabulüne, mahcuzların teslimine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; mahcuz mısır mahsulünün ekili olduğu taşınmazın davacı 3.kişilere ait olduğu, ürünün de kural olarak üzerinde bulunduğu taşınmazın sahibine ait olacağı, bunun aksinin davalı tarafından ispatlaması gerektiği, davalı tarafın ise ürünün borçlulara ait olduğunu inandırıcı delillerle ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile mısır ürünü üzerindeki haczin kaldırılmasına, istihkak iddiasına itiraz eden alacaklının kötüniyetli olması nedeniyle
de mısırların değerinin takdiren % 40’ı oranında tazminatın davalı alacaklıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece varılan sonuç dosya içeriği ile uygun düşmemektedir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu mahcuz ürünün üzerinde haczedildiği taşınmazın mülkiyetinin davacılara ait olduğu uyuşmazlık konusu olmadığı gibi, davacı 3.kişilerin fiilen çiftçilik ile uğraşmadıkları da uyuşmazlık konusu değildir.
İİK.nun 8.maddesi uyarınca, aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, haciz işlemi sırasında hazır bulunan köy azaları, haciz uygulanan taşınmazın tarla komşusu ve borçluların beyanları ile taşınmazın borçlular tarafından 7-8 yıldır maliklerinden kiralanmak suretiyle kullanıldığı belirlenmiştir. Öte yandan, dosya içeriğinden, takip borçlularının fiilen çiftçilikle uğraştıkları, dava konusu haczin uygulandığı yer dışında çok sayıda ve büyük mesahalı tarlaları çiftçilik yapmak suretiyle kullandıkları da anlaşıldığı gibi, aynı tarihli haciz işlemi sırasında hazineye ait olup borçluların ektikleri 70 dönümlük taşınmazda da (dava konusu olmayan) aynı nitelikli ürünlerin haczedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davacı 3.kişiler tarafından ileri sürülen istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmaya ve danışığa dayalı olduğu, mahcuz ürünün borçluların elinde haczedildiğinin ve İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararına bulunduğu, yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanmasının gerektiği kabul edilmelidir.
Davacı tarafça ibraz edilen ve bir kısmı önceki ürün yıllarına ait olmakla birlikte, tapu kayıt suretlerine göre oluşturulması olanaklı Çiftçi Kayıt Sistemi, Sulama Birliği kayıtları ile temini her zaman mümkün zirai ilaç, gübre vs. türünden faturalar ile yasal karinenin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; davacı lehine tazminat koşulu oluşmadığı halde tazminata hükmedilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı (alacaklı)’ya geri verilmesine 17.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.