YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11603
KARAR NO : 2013/13631
KARAR TARİHİ : 09.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı aracın, sürücü belgesi bulunmayan … .’un idaresinde iken meydana gelen kaza nedeniyle diğer araçlarda oluşan hasar bedeli ile kazada ölen kişinin yakınlarına ödeme yaptığını, davalının işleten olarak ağır kusurunun bulunduğunu belirterek, 28.748,39 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın sürücü … tarafından çalındığını, bu kişi hakkında hırsızlık suçu nedeniyle ceza davası açıldığını belirterek, davacının kusurlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; aracın hırsızlık neticesinde ele geçirildiği, bu nedenle davalının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır. Davacı … şirketi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 95/2. maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Davacı, davalı adına kayıtlı aracın davacı şirket tarafından düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında zarar görene ödeme yapmıştır. Araç maliki ve sigorta şirketi arasındaki sigorta sözleşmesi gereğince sürücünün ağır kusuru, yeterli ehliyete sahip olmaması veya alkollü olması sonucu zarara neden olduğu tak-
dirde sigortacı kendi akidine rücu hakkına sahiptir. Davacı … şirketi vekili sigortalı aracın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun öngördüğü sürücü belgesi olmaksızın kullanıldığını ve bu sırada zarara sebebiyet verildiğini iddia etmiştir. Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartlarının “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4.maddesinin (c) bendine göre, tazminatı gerektiren olay Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kimseler tarafından meydana getirildiği taktirde sigortacının sigorta ettirene rücu imkanı bulunmaktadır.
Dava konusu olayda davalı vekili, araç anahtarının sürücü … tarafından çalındığı, bu kişinin hırsızlık suçu nedeniyle ceza aldığı, anahtarın çalınmasında müvekkilinin kusurunun olmadığını belirtmiş ise de, aracın zilyedi Şeyhmus Çelikel’in araç anahtarını misafir olduğu evdeki masanın üzerine koyduğu, ehliyetsiz sürücü …’un da anahtarı buradan alarak aracı kullandığı ve neticede davaya konu kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Şeyhmus Çelikel’in tedbirsiz davranarak sigortalı araca ait anahtarı üçüncü kişilerin kolaylıkla ulaşabileceği yere bırakmak suretiyle hasarın meydana gelişinde ağır kusurlu olmasına göre davalı işletenin hasar nedeniyle sorumluluğu bulunduğundan, davacı … şirketinin davalı sigortalısına rücu etme şartlarının oluştuğu gözetilerek davacının ödemesi gereken gerçek zararın tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise;
Davacı vekili 25.12.2008 tarihli celsede, dava konusunun 17.632,39 TL kısmını atiye bıraktıklarını, davalı vekili ise atiye bırakma talebini kabul ettiğini beyan ettiğinden davanın atiye bırakılan bölümü yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, kalan miktar yönünden davanın reddedildiği nazara alınarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, dava değerinin tamamı üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 09.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.