YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3932
KARAR NO : 2011/5494
KARAR TARİHİ : 30.05.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı … aleyhine takip yaptıklarını borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek davalı borçlunun dava konusu taşınmazını diğer davalı …’a satışına ilişkin tasarrufun iptali ile taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davalarda mahkemelerin görevleri, harç ve vekalet ücreti hesaplamaları, icra takibine konu edilen (aciz belgesi mevcut ise bu belgedeki) alacak ile dava konusu tasarrufun değerinden hangisi az ise ona göre belirlenir. Görev kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkemece re’sen gözetilmelidir. Dava konusu olayda aciz belgesindeki alacak miktarı da devredilen taşmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri de sulh hukuk mahkemesinin görev sınırı üzerindedir. Bu nedenle mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek işin esasına girilerek karar verilmesi doğru değildir.
2- Kabule göre de davalı borçlu için dava dilekçesinin Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğinin usulüne uygun olup olmadığı araştırılmadan işin esasına girilmesi, davalı 3. kişi durumundaki …’in kocasından dolayı açtığı tazminat davasındaki alacak miktarının ne olduğu ve dava konusu taşınmazın satın alınmasında kullanılıp kullanılmadığına yönelik delillerinin toplanmaması, diğer yandan davanın kabulüne karar verildiği halde infazda tereddüt yaratacak şekilde icra dosya numarası belirtilmeden yalnızca tasarrufun iptaline dair hüküm kurulması ve tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak karar ve ilam harcının takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerektiği nazara alınmadan dava dilekçesinde yazılı miktar esas alınarak belirlenmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 30/05/2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.