Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/3035 E. 2010/3743 K. 22.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3035
KARAR NO : 2010/3743
KARAR TARİHİ : 22.04.2010

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, … İcra Müdürlüğü’nün 2005/24757 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca, … İcra Müdürlüğü’nün … Talimat sayılı dosyasında yapılan 18.08.2006 günlü hacze konu menkullerin davacıya ait olduğunu, borçlunun yakında oturduğu için kalabalığı görerek haciz mahalline geldiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “mahcuzların davacının faaliyet alanı ile ekonomik bütünlük gösterdiği, haciz sırasında borçlu ile ilgili belge bulunamadığı, istihkak iddiasının kanıtlandığı, üçüncü kişinin iki yıldır bu yerde faal olduğuna dair sunduğu vergi levhası ve ödeme kaydedici cihazlara ait belgeye rağmen haczin yapılmasının kötü niyetli davranış olduğu bu nedenle tazminata ilişkin koşulların da oluştuğu” gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına ve mahcuzların değeri üzerinden %15 tazminatın davalı alacaklıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haczin yapıldığı iş yeri takibe dayanak bonolarda da geçen borçlunun takip adresidir ve ödeme emrinin de tebliğ edildiği yerdir.
Burada ilk olarak takip borçlusunun babası ve oğlu, sonra borçlu ile birlikte oğlu …, daha sonra da yine … ile ortağı çalışmış, bonoların vade tarihinden ve takip tarihinden sonra 26.01.2006’dan itibaren de üçüncü kişi faaliyete başlamıştır.
Davacı, mahcuzların kendisine ait olduğunu gösteren fatura ya da benzeri bir belge sunamamış, haciz borçlunun huzurunda yapılmıştır.
Bu durumda haczin yapıldığı yerin, borçlu ve ailesi tarafından işletilirken, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak üçüncü kişi adına devredildiğinin kabulü gerekmektedir.
Davanın reddi yerine, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek kabulüne karar verilmesi ise isabetli olmamıştır.
Kabule göre de; İİK’nnu 97/15. Maddesi anlamında alacaklı tarafın haczin yapılmasını istemekte kötü niyetli olduğunu gösteren bir kanıt bulunmadığı halde üçüncü kişi yararına tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 22.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.