Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/958 E. 2010/3747 K. 22.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/958
KARAR NO : 2010/3747
KARAR TARİHİ : 22.04.2010

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, … İcra Müdürlüğü’nün 2009/2643 Esas sayılı dosyasında trafik kaydına 25.03.2009‘da haciz konulan … plaka sayılı aracın davacı tarafından noterde yapılan sözleşme ile 19.12.2008’de satın alındığını, ruhsat devir işlemlerini yaptırmak için yaptığı başvuru sırasında hacizden haberdar olduğunu belirtelerek haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece açılan dava,şikayet başvurusu olarak kabul edilip dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda:“dava konusu aracın haciz ve takip tarihinden önce noterde yapılan sözleşme ile satın alındığı tarihte mülkiyetinin üçüncü kişiye geçtiği” gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Somut olayda, her ne kadar dava dilekçesinde, icra memuru işlemine karşı şikayet yoluna başvurulduğu belirtilmişse de; dilekçedeki açıklamalardan uyuşmazlığın, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca ileri sürdüğü “istihkak” iddiasına ilişkin olduğu açıktır.
HUMK’nun 76. maddesi uyarınca hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup,onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bu ilke ışığında uyuşmazlığın, 3. kişinin istihkak iddiasına ilişkin olduğunun kabulü ile İİK’nun 97/11. maddesi hükmünce, genel hükümler ve basit yargılama usulü uygulanarak, takip konusu alacak ile mahcuz malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden, Harçlar Kanunu’na göre nispi karar ve ilam harcı alınması gerektiği dikkate alınmadan maktu harçla yetinilip, davanın da şikayet olarak nitelendirilmesi isabetli değildir.
Öte yandan, ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu şirketin ortakları … ve … davacı şirketin kurucularıdır.İki şirket arasında ortaklar itibarı ile organik bağ vardır.
Alacaklı taraf da devrin, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak yapıldığını savunmaktadır.
Duruşma açılıp, alacaklı tarafa oturumları takip ederek savunmasını yapma ve kanıtlarını ileri sürme olanağı tanınmadan gıyabında yapılan yargılama ile hüküm kurulmuştur.
Bu durum Anayasa’nın 36/1. maddesinde teminat altına alınan savunma hakkı ile (18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih,89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde de düzenlenen) adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil etmektedir ve bozma nedenidir.
Kabule göre de; İİK’nun 363. maddesinde 10 gün olarak belirlenen temyiz yasa yoluna başvurma süresinin 8 gün olarak belirlenmesi doğru değildir.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
SONUÇ: Davalı (alacaklı) … Hazır beton A.Ş. vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 22.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.