YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5142
KARAR NO : 2012/8186
KARAR TARİHİ : 26.06.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından müvekkilinin oğlu olan dava dışı borçlu… aleyhine yürütülen takipte, Elmadağ İcra Müdürlüğünün 2011/168 Tal. sayılı dosyasından uygulanan 10.3.2011 tarihli haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan davacıya ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre; davacı 3.kişinin borçlunun babası olması dışında borçlunun haciz uygulanan adresle bir ilgisinin bulunmadığı ve davanın ispat edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, mahcuzların davacıya ait olduğunun tespiti ile üzerlerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Dava konusu 10.3.2011 tarihli haciz işlemi davacı 3.kişi adına kayıtlı görünen adreste yapılmıştır. Ancak, davacı 3.kişi ile borçlu baba-oğul olup, dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, takip borçlusu başka adreste 3.kişi ile aynı konuda ticari faaliyette bulunmakta iken 31.12.2010 tarihi
itibariyle ticareti terk etmiş, akabinde 01.1.2011 ve 30.1.2011 tarihli çeklerle davalı alacaklıya borçlanmıştır. Takip konusu alacak borçluya mobilya ürünleri satışından kaynaklanmaktadır. Davacı 3.kişi borcun doğumundan çok kısa süre önce borçlu oğlu ile aynı iş kolunda ve haciz adresinden başka yerde 27.5.2010 tarihinde ticari faaliyete başlamış, 16.12.2010 tarihinde haczin yapıldığı adrese taşınmıştır.
Bununla birlikte, takip dosyasından ödeme emri borçlu ile 3.kişinin mernis adreslerine tebliğ edilmiştir. Borcun doğumundan kısa süre sonra 24.2.2011 tarihinde borçlunun ev adresine, 25.2.2011 tarihinde de işyeri adresine hacze gidilmiş ve bu adreslerin boşaltıldığı tespit edilmiştir. Davacı 3.kişi ile oğlu olan borçlunun birlikte ticari faaliyet yaptıkları açıktır.
Bu durumda, İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen mahcuzları borçlu ile 3.kişinin birlikte elde bulundurdukları ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği kabul edilmelidir. Davacının sunduğu ve borcun doğum tarihine çok yakın olup her zaman düzenlenmesi mümkün vergi kaydı, adi nitelikli kira sözleşmesi gibi belgelerle yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilemeyeceği gibi, mahcuzlara ilişkin olarak davacı tarafından sunulan fatura dahi bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, borçlu ve 3.kişi tarafından alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, sonuç olarak “mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına” şeklinde hüküm kurmak yeterli iken ve istihkak davalarında mülkiyetin tespitine ve aidiyetine yönelik karar verilemeyeceği dikkate alınmadan, yazılı şekilde “mahcuzların davacıya ait olduğunun tespitine” şeklinde hüküm kurulması da isabetli olmamıştır.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 26.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.