Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7624 E. 2011/9188 K. 14.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7624
KARAR NO : 2011/9188
KARAR TARİHİ : 14.10.2011

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (alacaklı) vekili, Adana 8. İcra Müdürlüğü’nün 2005/4454 sayılı takip dosyasında yapılan 17.06.2005 günlü hacizde takip borçlusu …’nın hazır bulunduğu ve iki müşterisine satış yaparken görüldüğünü, bu sırada üçüncü kişi şirketin ortakları … ve … ile çalışanların iş yerinin borçlu şirkete ait olduğunu kabul ve beyan ettiklerini, hacze konu demirlerin borçlulara ait olduğunu, üçüncü kişi şirketin alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak kurulduğunu belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (üçüncü kişi) vekili, borçluların haciz adresi ve mahcuzlarla ilgisinin olmadığını, haczedilen demirlerin … A.Ş. nden bedeli ödenip fatura karşılığında satın alındığını, ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ bulunmadığını, haczin iş yerindeki resmi belgeler incelenmeden yapıldığını, borçluların alacaklı ile danışıklı hareket ettiklerini belirterek davanın reddi ile

istihkak iddiasının kabulüne ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (müdahil Denizbank A.Ş.) vekili, üçüncü kişi ile 16.03.2005 tarihli protokolü imzaladıklarını, ancak hisse devir sözleşmesinden haberlerinin olmadığını, sahte belge düzenleme suçundan … hakkında şikâyetçi olduklarını, üçüncü kişi şirketin 7992 payını İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2005/9161 sayılı takip dosyasında rehinin paraya çevrilmesi yolu ile satın aldıklarını, borçlu ve alacaklının bir borç ilişkisi içinde olmadıkları halde danışıklı hareket ederek icra takibi başlatıp kesinleştirdiklerini ve üçüncü kişinin adresini göstererek haczin yapılmasını sağladıklarını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu müflis … A.Ş. ve …) adına iflas idaresi vekili, mahcuzların borçlulara ait olduğunu, borçluların sonradan kurulan üçüncü kişi şirket adı altında aynı yerde faaliyetlerini sürdürmeye devam ettiğini belirterek davanın kabulü gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlular) vekili, haczin uygulandığı iş yerinin ve mahcuzların borçluya ait olduğunu, üçüncü kişi şirketin borçlu şirket ortaklarınca kurulduğunu, bu iş yerindeki malların borçlulara ait olduğu gerekçesi ile verilmiş kesin hükümler bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu hacizde hazır bulunan takip borçlusu …’nın davalı üçüncü kişi şirket ile alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yaptıklarını kabul ettiği, üçüncü kişi şirket ortaklarının da aynı doğrultuda beyanda bulunduğu, borçluların haciz adresindeki faaliyetlerini sürdürdükleri, tazminat isteğine ilişkin yasal şartların oluşmadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmiş; hüküm, davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesi uyarınca açtığı “istihkak iddiasının reddi” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz davalı (borçlu) … A.Ş. nin faaliyet adresi olduğu iddia edilen yerde yapılmıştır.
Takip borçluları …A.Ş. ve … hakkında Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilip kesinleşmiş 26.12.2006 gün, 163–392 sayılı iflas kararı bulunduğundan İİK’nun 193/2. maddesi uyarınca adı geçen borçlular hakkındaki takipler düşmüştür.
Dairemiz tarafından aynı borçlular hakkında başka takip dosyalarına ilişkin açılan benzeri istihkak davalarında her ne kadar yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesi yönündeki mahkeme kararları onanmışsa da; bu dosya içerisine giren (temyiz incelemesi önceden tamamlanan diğer dosyalarda bulunmayan) Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 12.11.2008 gün, 461–451 sayı ile kayıt kabul davasında verilen karara göre davanın açılmasına neden olan tarafın belirlenmesine esas olmak üzere dava konusu icra takibinin muvazaalı olup olmadığı konusunun da araştırılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Buna göre davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilebilmesi, yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcı ile nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilebilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı 3.kişiye geri verilmesine 14.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi