YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1653
KARAR NO : 2010/1807
KARAR TARİHİ : 08.03.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 1119 ada 5 parsel sayılı 82.632,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar … mirasçıları adına, 1120 ada 1 parsel sayılı 34.103,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, satış ve hibe nedeniyle davalılar Veysi ve … adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli parsellerin tarım arazisi olduğu, 1936 tarih 231 tahrir nolu vergi kaydının 1120 ada 1 sayılı parsele uyduğu ve davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazların etrafı Develik Köyü kadastro çalışma alanı içinde kalan 209 nolu mera parseli ile çevrilidir. Mahkemece gerek taşınmazların bulunduğu Erkizan Mahallesinde, gerekse çekişmeli taşınmazlara komşu olan Develik Köyü’nde tahsisli ya da kadim mera olup olmadığı araştırılmamıştır. Keşif sonucu düzenlenen uzman ziraatçı bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların “çayır niteliğinde” olduğu belirtilmiş ise de, komşu mera parseli ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı belirtilmemiş olduğundan, rapor hükme elverişli olmadığı gibi, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyetin ne şekilde sürdürüldüğü de araştırılmadan soyut nitelikteki yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişisi beyanlarına itibar edilerek, mahkemenin taşınmazın niteliği ve konumu ile ilgili gözlemi keşif tutanağına yazılmaksızın hüküm kurulmuştur. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen komşu köyden seçilecek yerel bilirkişi kurulu ile yine aynı yöntemle belirlenecek tanıklar yardımı ve üç kişilik zirai bilirkişi kurulu refakate alınarak yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalıdır. Eylemli durumda çekişmeli taşınmazların etrafını saran mera parselinin kadim ya da tahsisli mera olup olmadığı üzerinde durulmalı, uzman ziraat mühendisi kurulundan arazinin niteliği, toprak yapısı, komşu mera parseli ile arada, doğal ya da yapay nitelikte ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmalı, tespit bilirkişilerinin tümü tanık sıfatıyla dinlenilmeli, zirai bilirkişi raporu ile önceki zirai bilirkişi raporu arasında çelişki olduğunda çelişkinin nedenleri ile ilgili olarak karşılaştırmalı rapor alınmalı, taşınmazların nitelikleri kesin olarak saptanarak, mahkemenin buna ilişkin gözlemi de keşif tutanağına geçirilmelidir. Keşif sırasında çektirilecek fotoğraflar üzerinde taşınmazların sınırları işaretlenmeli, çekişmeli taşınmazların niteliği değerlendirilirken komşu parsellerin nitelikleri üzerinde durulması gerektiği, etrafı mera ile çevrili taşınmazların mera bütünlüğünü bozucu nitelikte olduğunun kabulü gerekeceği de düşünülmelidir. Davalı taraf dayanağı olan vergi kaydının kapsamı şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tayin edilmeli, vergi kaydının kuzey ve doğu hududundaki “…” taşınmazının nereye tekabül ettiği açıklığa kavuşturulmalı, “…” taşınmazının mera parseli içerisinde kaldığı sonucuna varıldığı takdirde vergi kaydının uymadığı nazara alınmalı, çekişmeli taşınmazların mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuken iktisap sağlamayacağı gözetilmeli, fen bilirkişisine keşfi izlemeye imkan veren, ayrıntılı, denetime elverişli kroki ve rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 08.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.