Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/996 E. 2010/3840 K. 26.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/996
KARAR NO : 2010/3840
KARAR TARİHİ : 26.04.2010

MAHKEMESİ :Samsun Asliye 1. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı … vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların sürücü, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucunda müvekkillerinin desteğinin öldüğünü, müvekkillerinin destekten yoksun kaldığını ileri sürerek, ıslahla birlikte toplam 79.000,00 TL tazminatın temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, manevi tazminat yönünden konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat bakımından ise davacı … bakımından davanın kısmen kabulü ile 77.750,00 TL’nin dava tarihinden temerrüt faiziyle davalı sigortadan tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiş; hüküm davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, haksız eyleme dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davalı … vekilince, ıslahla artırılan kısım için ıslah tarihinden temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek karar temyiz edilmiştir.
TTK’nın 1299/1. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1. maddesi ile 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.
Somut olayda, mahkemece bu ilke doğrultusunda temerrüt faizine hükmedilmiş, ancak davalı … vekilince ıslah dilekçesinde istenen miktar bakımından ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Yukarıda açıklanan ilke ve alacağı doğuran sebebin esasen kanundan doğan borç kapsamında haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslah ile istenilen tazminat için de aynı tarihten temerrüt faizi uygulanmış olması doğrudur. Zira, davalı … ile davacı arasındaki hukuki ilişki sözleşme ilişkisi değildir. Borcun nedeni haksız eylemdir. Yukarıda anılan hükümlere göre, davalı … bakımından temerrüt faizinin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan, zarar miktarı değil kazanın ihbar edilmesidir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğunda olur. Bu itibarla, sigortaya başvuru yapılması veya dava açılmasıyla; kaza, davalı sigortaya ihbar edilmiş olacağından, anılan hükümlerde öngörülen koşullar yerine getirilmiş olacaktır.
Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olup, mahkemece bu doğrultuda karar verilmesi isabetlidir. Dairemizin son uygulamaları bu yöndedir. Bu itibarla, davalı … vekilinin temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 3.568,35 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı … Sigorta A.Ş’den alınmasına 26.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.