YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12721
KARAR NO : 2012/12904
KARAR TARİHİ : 22.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı olup müvekkiline ait aracın tek taraflı trafik kazasından hasarlandığını, ihbara rağmen davalının hasarı karşılamadığını ve poliçeyi iptal ettiğini bildirdiğini, müvekkilinin aracının ticari araç olduğunu belirterek hasar bedeli ve kazanç kaybı zararı olarak şimdilik 10.000 TL.nın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; 7.5.201 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 10.500 TL daha artırmıştır.
Davalı vekili, araç üzerinde rehin hakkı bulunduğunu, muvafakat alınmadığını, kazanın ihbar edilen yerde ve şekilde olmadığını, muhtemelen davacı sigortalının ehliyeti iptal edilen oğlu Şaban Erbek’in kaza yaptığını, sonradan bir başka yerde ve başka sürücü tarafından kaza yapılmış gibi ihbarda bulunulduğunu, doğru ihbar mükellefiyetine uyulmadığını, ispat yükünün davacıya geçtiğini temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak sigorta şirketi aleyhinde açılan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya araç kullananın idaresi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çapması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. Kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına dair iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin kasko sigortası genel şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte sigortalı kasko sigortası genel şartlarının B.1.5. maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine ilişkin doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla rizikonun teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında resmi görevli trafik polislerince saat 13.47.de düzenlenen 29.4.2008 tarihli tutanakta saat 13.20 sıralarında yapılman kaza anonsu üzerine olay yerine gidildiğinde sigortalı aracın ormanlık alan girişinde tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası yaptığının görüldüğü, aracın Master marka otobüs olup … Bulvarı üzerinden
demirköprü istikametine gittiği esnada yolun sağ tarafındna bulunan moloz yığını içinde bulunan beton bloğa aracın ön tamponu ile çarpmış olduğu, yolun stabilize toprak olduğu aracın ön tampon sağ köşesinin kırık ve tamponun sağ tarafının yerinden çıkmış ancak yere düşmemiş olduğu, motor kısmının alt kısmında yerde iki ayrı birikinti şeklinde yağ ve benzeri maddenin aktığı, tamponun kırık olan kısmının şaşe kısmında tampondan yaklaşık 15-20 cm yukarısında eziklerin bulunduğu, ezik kısımların bir kısmının boyasının önceden kalkmış olmasından muhtemel paslı olduğu, bir kısmının boyalarının yeni kalktığı, tamponun betona çarptığı iddia edilen kısımda tampon kırıklarının olmadığı, araç plakasının yerinden çıkmış ve çarptığı ileri sürülen beton bloğun yaklaşık 1.5 mt ilerisinde bulunduğu, genel görüş olarak bu kazanın burada meydana gelmediği kanaatine varıldığı belirtilmiş, bu tutanağı tanzim eden tanıklar 8.12.2010 tarihli duruşmadaki ifadelerinde de olayın anlatılış ile kendi tespitlerinin uyuşmadığını, aracın moloz yığınına çarpması halinde çarpmadan kaynaklanan ve olması gereken kırıkların olmadığını, bu tutanakta bildirilen diğer sebeplerle kazanın gösterilen yerde olmadığı kanaatine ulaştıklarını beyan etmişlerdir. Davalı vekili, muhtemelen kazanın ehliyeti geçici süre alınan davacının oğlu Şaban Erbek’in yönetiminde iken bir başka yerde gerçekleştiğini, sürücü ve yer değişikliği yapıldığı iddia etmiştir.
Sigortalının aracının sürücüsü olarak bildirdiği İsmail Binişik 26.5.2010 tarihli oturumda, kazadan önce 1-2 hafta davacının yanında şoförlük yaptığını, kaza sırasında aracı kendisinin kullandığını, kazanın ormanlık alanın üst tarafında bulunan stabilize yolda eski Ceyhan Köprüsünün Adana istikametinden gelirken solunda kalan Küçükkırım mahallesinin yakınında meydana geldiğini, yolun karşısında 5-6 tane bisikletli çoukların geldiğini, bunlardan bir tanesinin bisikleti aracının önüne doğru kırdığını, bunun üzerine kendisinin direksiyonu yolun sağına doğru çevirdiğini, bu şekilde kaza olduğunu ifade etmiş, davacının oğlu …kazanın akabinde karakolda verdiği ifadesinde babasına ait aracın … yönetiminde olduğunu, kendisinin de araçta …’le birlikte bulunduğunu, kendisi aracın teybi ile uğraşırken bir anda ses duyduğunu başını kaldırınca aracın yol kenarındaki moloz yığınına çarptığını gördüğünü söylemiştir. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/2262-952 sayılı hazırlık soruşturması sonunda
Binişik hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan unsurları oluşmadığından takipsizlik kararı verilmiştir. Mahallinde yapılan keşiften sonra ibraz edilen 4.3.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda sigortalı araçta meyana gelen hasarın bu kazada ve ihbar edilen yerde gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, oluş şekli ile hasarlar arasında uygunluk olup olmadığı hususlarında değerlendirme yapılmadığı gibi aracın tamir süresi, bu süre içinde davacı tarafça yapılması zorunlu (yakıt, amortisman, bakım vs) olan giderler gözetildiğinde aracın Ceyhan Şoförler ve Otomobilciler Odası tarafından bildirilen günlük kazanç kaybının ne kadar alacağı yönünden de inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Bu halde tutanağın aksinin ispatlanamadığından bahisle ispat külfetinin yer değiştirip davacıya geçtiğinden de söz edilemez. İspat külfeti halen davalı sigortacıda olup sigorta şirketinin soyut iddialarla değil, somut delillerle rizikonun ihbar edilen yerde şekilde meydana gelmediğini sürücü değişikliği yapıldığını bu oluş şeklinin de teminat kapsamında olmadığını ispatlaması halinde ispat yükü davacıya geçecektir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece … veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur ve hasar konusunda uzman bilirkişi kuruludan resmi görevlilerce düzenlenen tutanak tutanak tanıklarının ve davacı tanığı İsmail Binişik’in beyanları, araçta meydana gelen hasarlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sigortalının ihbar ettiği oluş şekli ile hasarların uyumlu olup olmadığı, bu kaza sonucunda bu hasarların meydana gelip gelmeyeceği, hasarların bu kazada meydana gelebileceğinin tesbiti halinde sigortalı aracın tamir süresinin ne kadar olduğu, bu sürede yapılması gereken zorunlu giderlerin neler olduğu, bunların parasal değeri ve aracın tamir süresince net kazanç kaybı zararın tesbiti hususlarında önceki raporunda irdelendiği gerekçeli denetime elverişli ve ayrıntılı bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’e geri verilmesine 22.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.