YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10329
KARAR NO : 2010/3616
KARAR TARİHİ : 19.04.2010
MAHKEMESİ : … Asliye 1. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı … vekili, davalı rektörlük vekili ve davalı sigorta vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların sürücü ve işletenleri oldukları aracın neden olduğu kazada müvekkili …’ün aracının hasar gördüğünü ve …’ün yaralandığını, bu suretle maddi ve manevi zarar gördüğünü ileri sürerek, toplam 2.000,00 TL araç hasarı bedeli ile yaralanma nedeniyle ıslahla birlikte 46.489,54 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sürücü vekili, müvekkilinin alkol almadığını ve istemin fazla olduğunu savunmuştur.
Davalı … vekili, kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını ve talebin fazla olduğunu savunmuştur.
Davalı rektörlük vekili, talebin fazla olduğunu savunmuştur.
Birleşen davada davacılar vekili, aynı kazada davalıların sürücü, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araçta bulunan müvekkillerinin desteğinin öldüğünü, bu nedenle müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını ileri sürerek, ıslahla birlikte toplam 21.750,00 TL destek tazminatı ve toplam 30.000,00 TL’ manevi tazminatın, davalı sigortanın limitle sınırlı sorumlu tutulmak üzere temerrüt faizleriyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı rektörlük vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı sigorta vekili; limit ve kusur oranına göre sorumlu olduklarını savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, asıl davada, davacı …’ün açtığı davanın atiye terkine, diğer davacı bakımından davanın kısmen kabulü ile 46.489,54 maddi ve 3.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle davalılardan tahsiline, birleşen davada ise toplam 21.750,00 TL destek tazminatı ile toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın, davalı sigortanın maddi tazminat bakımından ve limitle sorumlu tutulmak üzere temerrüt faizleriyle davalılardan tahsiline, karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili, davalı rektörlük vekili ve davalı sigorta vekilince temyiz edilmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, haksız eyleme dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davalı sigorta vekilince ıslahla artırılan kısımlar için ıslah tarihinden temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek karar temyiz edilmiştir.
TTK’nın 1299/1. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1. maddesi ile 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.
Somut olayda, mahkemece bu ilke doğrultusunda temerrüt faizine hükmedilmiş, ancak davalı sigorta vekilince ıslah dilekçesinde istenen miktar bakımından ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Yukarıda açıklanan ilke ve alacağı doğuran sebebin esasen kanundan doğan borç kapsamında haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslah ile istenilen tazminat için de aynı tarihten temerrüt faizi uygulanmış olması doğrudur. Zira, davalı sigorta ile davacı arasındaki hukuki ilişki sözleşme ilişkisi değildir. Borcun nedeni haksız eylemdir. Yukarıda anılan hükümlere göre, davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt faizinin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan, zarar miktarı değil kazanın ihbarıdır. Bu itibarla, başvuru veya dava dilekçesi ile kazanın davalı sigortaya ihbar edilmiş olmasıyla, anılan hükümlerde öngörülen koşullar yerine getirilmiş olup, buna göre gerek dava dilekçesinde istenilen tazminat alacağı için ve gerekse ıslahla artırılan kısım için aynı tarihten temerrüt faizine hükmedilmesi gerekmektedir. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir. Bu itibarla, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı sigorta vekilinin tüm ve davalı rektörlük vekilinin aşağıdaki 2 numaralı bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2/A-Davalı …, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanun’nun 56/a ve 6 bent hükümlerine göre harçtan muaftır. Mahkemece davalı üniversite aleyhine harca hükmedilmesi doğru olmamıştır.
B-Birleşen davada, destek tazminatına konu olarak vefat eden desteğin araçta hatır yolcusu olarak bulunduğu savunulmuş olup, mahkemece bu husus değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur. Oysa, ölen desteğin sürücüyle birlikte gezmeye gittikleri savunulmuş olup, araçta alkol şişeleri bulunmuş olması bu savunmayı destekler niteliktedir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK’nın 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Bu itibarla, öncelikle bu savunma üzerinde durularak, mahkemece taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı, yani olayın özel şartları göz önüne alınarak araştırılmalı, hatır taşıması olduğunun anlaşılması halinde bilirkişi tarafından hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından uygun oranda indirim yapılması gereklidir.
3-Davacı … vekilinin manevi tazminat hakkındaki temyizine gelince; BK’nın 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır.Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda, davacı … başından yaralanmış, % 13 işgücü kaybına uğramış olup, davalı sürücü tam kusurludur. Bu hususlar dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı, somut olayın özelliklerine, davacının etkileniş derecesine, kusur oranına ve olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşmemekte ve az olup, davacı … yönünden daha ılımlı ve adalete uygun, makul bir manevi tazminat takdir edilmek üzere, kararın bu nedenle de davacı … yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta vekilinin bütün ve davalı rektörlük vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı rektörlük vekilinin ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı … ve davalı rektörlük yararına BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 2.645,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı … Sigorta A.Ş’den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’e geri verilmesine 19.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.