Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/5513 E. 2011/9309 K. 17.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5513
KARAR NO : 2011/9309
KARAR TARİHİ : 17.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (3.kişi) vekili, davalı (alacaklı) tarafça dava dışı borçlu aleyhine 6183 S.K.uyarınca yapılan takipte, müvekkilinin haciz tarihinden önce 10.2.2010 tarihli noter satış sözleşmesi ile satın almış olduğu 03 UZ 189 plakalı araç üzerine 05.5.2010 gün ve 42/5946 sayılı yazı ile 5.409,00 TL.lık alacak için haciz konulduğunu ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın öncelikle yargı yolu bakımından reddine karar verilmesini, esas yönünden de dava açıldıktan sonra araç üzerindeki haczi kaldırdıklarını, davanın konusuz kaldığını ve dava açılmasına sebebiyet vermediklerini savunmuştur.
Mahkemece; HUMK.nun 409/5.maddesi uyarınca, dosyanın işlemden kaldırıldığı 29.9.2010 tarihinden itibaren yasal üç aylık süre içinde yenilenmemiş olması nedeniyle, 03.1.2011 tarihi itibariyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, alacaklı kurumun 6183 Sayılı Yasa uyarınca yaptığı haciz nedeniyle, aynı yasanın 66 ve devamı maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.

1-) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. ve HUMK.nun 73. maddeleri (H.M.K.nun 27.md.) uyarınca, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm verilemez.
Somut olayda, mahkemece, dosyanın HUMK.nun 409/1 maddesi uyarınca, takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı 29.9.2010 tarihli duruşmaya yönelik olarak, davacı 3.kişi vekili tarafından verilen 07.9.2010 tarihli dilekçede, “yokluklarında” karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin bu istemi mazeret bildirimi niteliğindedir. O halde, mahkemece, mazeret hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, dosyanın işlemden kaldırılması ve sonrasında davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek savunma hakkının kısıtlanması doğru değildir.
2-) Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1- Davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2- Bozma neden ve şekline göre, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 17.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.