YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4466
KARAR NO : 2011/5523
KARAR TARİHİ : 31.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 4.000,00 TL hasar bedeli,324,31 TL tespit dosyası giderleri, 118,00 TL çekici gideri olmak üzere 4.442,31 TL’nin ihbar tarihinden işleyecek ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, birleştirilen dosyada ise saklı tuttukları 3.552 TL tazminatın 10.3.2008 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın kaza sonucu ağır hasarlandığını, davacının aracın pert olmasını istememesi nedeniyle ekspertiz tarafından hasar bedelinin belirlendiğini, araçtaki birçok parçanın çıkma olduğu ve düzeltilmiş olduğunun tespit edildiğini savunmuştur.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 4.000,00 TL hasar bedeli, 118 TL çekici ücreti 4.118 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Yargıtay bozma ilamından sonra davacı tarafın İzmir 13 Sulh Hukuk Mahkemesi dosyası ile açtığı davanın bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Davaların birleştirilmesi halinde her dava bağımsızlığını koruyacağından birleştirilen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde tek dava gibi hüküm kurulması ve birleştirilen dosya ile ilgili olumlu veya olumsuz hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiştir.
2-Kabul şekline göre; Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davalı … araçta meydana gelen gerçek zarardan poliçede yazılı sigorta bedeli ile sınırlı olarak sorumludur. Davacıya ait araç kaza geçirdikten sonra yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda 3.527 TL. hasar bedeli tespit edilmiş, davacı tarafından aracın onarıldığı belirtilerek 7.883 TL. tutarında fatura ibraz edilmiş,bilirkişi raporunda ise araçta 7.552 TL. hasar bedeli belirlenmiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda kasko sigortası genel şartlarının B.3.3.1.2.maddesine göre bir inceleme yapılmamış aracın onarımının mümkün olup olmadığı belirlenmemiştir.
Mahkemece, davalı … şirketinin iddiaları da gözetilerek ekspertiz raporu, fatura, tespit dosyası raporu ve fotoğraflar değerlendirilerek araçta meydana gelen hasar bedeli ve piyasa değerine göre onarımının ekonomik olup olmadığı hususunda makine mühendisi bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.3.3.1. maddesine göre, sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, gerçek zararın tespitinden sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir.
Mahkemece, davacının sigorta şirketine başvuru tarihi belirlenerek sonucuna göre ihbar tarihinden itibaren 15 gün içinde hasar ve tazminat miktarını belirleyip sigortalıya bildirmesi gerektiğinden 15 günün bitiminde veya en erken ekspertiz rapor tarihine göre
faiz başlangıcının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
4-Taraflar arasındaki ilişki Türk Ticaret Kanununda düzenlenen kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklandığına ve bu tür sözleşmeler mutlak ticari işlerden olduğuna göre davacının talebi gibi ticari faize hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda 1, 3 ve 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 31.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.