YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6793
KARAR NO : 2011/5250
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda kesinleşen hükmün kanun yararına bozulması istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 110 ada 17 parsel sayılı 7836.87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacılar yasal süresi içinde taşınmazın köyün kadim merası olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 2007/88-489 sayılı ve 20.8.2007 tarihli karar ile davanın kabul nedeniyle kabulüne, kadastro tespiti gibi 7836.87 metrekare yüzölçümlü …Deresi mevkiindeki taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel sicililine kayıt ve tesciline karar verilmiş; karar kesinleşmiştir. Sonradan verilen tavzih şerhi ile “…Deresi mevkiindeki taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılmasına, özel siciline” kelimelerinin hükümden çıkartılarak yerine “…Deresi mevkiindeki taşınmazın tapuya” kelimelerinin yazılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığınca, HUMK’nun 388 ve 389. maddeleri hükmü karşısında kadastro tespiti sırasında taşınmaz davalı adına tespit edildiği halde mahkemece, “kadastro tespiti gibi 7836.87 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kayıt ve tesciline” şeklinde hüküm kurulmak suretiyle kararda şüphe ve tereddüt uyandırılmasının; ayrıca, kadastro tutanağının aslı getirtilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu belirtilerek kesinleşen hükmün kanun yararına temyiz edilmesi istenmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.9.2010 tarih 2010/204514, 23.08.2011 tarih ve 2011/229238 sayılı tebliğnameleri ile HUMK’nun 427/6. maddesi gereğince hükmün kanun yararına bozulması istenilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca hakim doğru, güvenilir ve infaz sırasında tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurmak zorundadır. Çekişmeli taşınmaz kadastro sırasında davalı … adına tespit edilmiştir. Mahkemece dava kabul edildiğine göre “kadastro tespitinin iptali” ile “çekişmeli taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel siciline tesciline” karar vermek gerekirken, sanki dava reddediliyor gibi “tespit gibi” ifadesinin kullanılması, hükmün infazı sırasında şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte bulunduğundan usul ve yasaya aykırıdır. Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK’nun 455. maddesi uyarınca “hüküm, müphem ve gayrıvazıh olur veya mütenakız fıkraları ihtiva ederse icrasına kadar iki taraftan her biri iphamın tavzihini” isteyebilir. Ancak tavzih yoluyla hüküm fıkrasında sonuca etkili bir değişiklik yapmak mümkün değildir. Mahkemece, esas hakkında karar vermekle dosyadan el çekildikten sonra, “mera vasfıyla sınırlandırılmasına” ilişkin kararın tavzih yoluyla “tapuya tesciline” şekline dönüştürülmek suretiyle hüküm fıkrasında sonuca etkili değişiklik yapılması da usul ve yasaya aykırı olduğu gibi “sınırlandırılarak özel siciline tescili” gereken meranın “tapuya tesciline” karar verilmesi de doğru değildir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 2494 sayılı Kanunla değişik 427/7. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün sonucuna etkili olmamak üzere BOZULMASINA, gereği yapılmak ve Resmi Gazete’de yayınlanmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 04.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.