Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/8164 E. 2011/5571 K. 31.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8164
KARAR NO : 2011/5571
KARAR TARİHİ : 31.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada desteklerinin öldüğünü açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak davacılar için 2.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 30.000’er TL manevi tazminatı kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava ile, davalı taraf aracının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalıdan 6.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 16.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istenmiştir.
Davacılar vekili ıslah ile maddi tazminat talebi miktarı toplamını bilirkişi raporu doğrultusunda davacı … için 28,083,34 TL, Süleyman için ise 5.560,40 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; maddi tazminat isteminin kabulü ile, davacı … için 28.083,34 TL, Süleyman için 5.560,40 TL nin davalılardan eşit olarak tahsiline, davalı … yönünden kaza tarihinden iti-
baren, sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 16.12.2006 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, sigorta şirketinin 57.500 TL olan poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına.Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, davacılar için 5.000’er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’ten tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve manevi tazminatın takdirinde B.K.nun 47.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davacılar vekili ile davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-HUMK’nun 45.maddesi uyarınca birleştirilen davalar bir birinden bağımsız davalardır. Bu nedenle asıl dava ile birleştirilen davada ki isteklerle ilgili ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
3-Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK’nun 50.maddesi, yada birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK’nun 51.maddesi uyarınca ve aynı yasanın 142.maddesi hükmüne dayanarak davacı zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Ana kural bu olmakla ve davacının dava dilekçesinde müteselsilen sözcüğünü kullanmak suretiyle tahsil isteği bulunmamakla beraber; dava dilekçesindeki sözlerden ve ileri sürülen olaylardan ve bunların yorumundan davacının dolaylı bir biçimde müteselsilen bir ödetme isteği bulunduğu anlaşıldığı takdirde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanmasında yasal bir sakınca yoktur (YHGK 23.3.1966 gün ve 9/3 E, 80 K sayılı ilamı).
Yukarıda açıklandığı üzere, davacılar asıl ve birleştirilen davalarda tahsilde tererrür olmamak kaydı ile alacağını davalılardan müştereken ve müteselsilen ödenmesini
istediği halde, davalılardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
4-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Borçlar Kanununun 45/2. maddesinde “ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararlarını da tazmin etmek lazım gelir” hükmüne yer verilmiştir. Hükme esas alınan 2.2.2009 tarihli aktüerya raporunda davacı eş Dilek’in yaşı ve reşit olmayan çocuk sayısı dikkate alınıp %35 oranında evlenme ihtimali bulunduğu kabul edilerek tavan destek zararından bu oranda indirim yapılmış ise de, yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasına ait 17.7.2007 tarihli ilçe jandarma komutanlığı yazısından davacı …’in eşi …’un ölümünden sonra yeniden evlendiği bildirilmiştir. Bu durumda davacı …’e ait yeni nüfus aile kaydı celp edilerek yeniden evlenip evlenmediğinin tespiti ile, yeniden evlenmiş ise bilirkişiden 2.evlilik tarihine kadar (evlenme olasılığı indirimi yapılmaksızın) destek zararı hesaplaması yapılması konusunda ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekili ile davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü, 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 31.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.