Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/3233 E. 2010/3971 K. 27.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3233
KARAR NO : 2010/3971
KARAR TARİHİ : 27.04.2010

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı (alacaklı) vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 6.10.2009 Salı günü davacı (3.Kişi) … ve davalı (alacaklı) … vekili Avukat … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı (3.kişi ve davalı alacaklı) vekili dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı 3.kişi, … İcra Müdürlüğünün 2006/3036 Esas sayılı dosyasından, 01.08.2006 tarihinde kendisine ait işyerindeki malların haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, dosya kapsamından davacı 3.kişi ile borçlunun birlikte ticaret yapmadıkları, işyerlerinin farklı ve haciz adresinin davacıya ait olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 01.08.2006 tarihinde davacı 3.kişinin huzurunda ancak borçluya ait vergi levhası da dahil birçok belgenin bulunduğu adreste yapılmıştır. İİK’nun 97/a maddesinin 1.fıkra 2.cümlesi gereğince borçlu ile 3.şahıs taşınır malı birlikte elinde bulundurmaları halinde mal borçlu elinde addolunur. Kısaca mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle kanıtlanması gerekmektedir.
Dosya içerisinde, resmi olarak haciz adresinin borçluya ait olduğuna dair belge bulunmamakla birlikte, davacının 29.02.2008 tarihli oturumdaki, faturalarda borçlu unvanının yazmasının sebebinin borçlunun bu ismi değiştirmesini istememesi olduğu yönündeki açıklaması ve halen haciz adresindeki işyerinde borçluya ait “…” unvanının kullanılması, mahalde borçlu adına birçok belgenin bulunması olguları, öncesinde borçluya ait olduğu anlaşılan işyerinin alacaklılardan mal kaçırma amacı ile danışıklı olarak davacı 3.kişiye devredildiğini göstermektedir. Bu danışıklı işyeri devrinin alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.
Davacı tarafından sunulan faturalar her zaman temini olanaklı ve istenilen kişi adına düzenlenebilin belgeler olması ve haciz adresinde bulunan borçluya ait belgelerin, borçlunun ticaret odası başkanı, davacının ise genel sekreter olması nedeniyle borçlunun koyduğu yönündeki açıklamalar yaşam deneyimlerine uygun bulunmadığından, mülkiyet karinesinin aksinin davacı 3.kişi tarafından kanıtlanmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece davacı 3.kişinin davasının reddi gerekirken aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 625.00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklı geri verilmesine 27.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.