Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/10701 E. 2010/2021 K. 08.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10701
KARAR NO : 2010/2021
KARAR TARİHİ : 08.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “16.1.2004 tarihli tutanakta imzası bulunan … ile tarafların bu konuda gösterecekleri tanıklarda dinlenerek dava konusu taşınmaz üzerindeki evin borçlu tarafından yaptırıldığı saptanması halinde 2003 yılı itibarıyla evin değeri bilirkişi marifetiyle belirlenerek diğer iptal şartları oluştuğu takdirde alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak tasarrufun iptaline, dava konusu evin 2003 yılındaki değeri üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre davalı … adına kayıtlı taşınmaz üzerine yapılan meskenin borçlu … tarafından yapıldığı ve meskenle ilgili Bilal tarafından bir bedel ödenmediği dolayısıyla yapılan işlemin borçlu tarafından davalı … lehine yapılmış gizli bağış niteliğinde olduğu, davalı …’in borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davacının … Beldesi, … mevkii, 3994 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 2003 yılında eski temel üzerine yaptırılan bina ve eklentilerinin davalı … tarafından diğer davalı arsa sahibi …’dan bedeli alınmadan yaptırıldığına ilişkin talebin kabulüne bilirkişi raporunda tespit edilen 33.625,28 TL değerindeki bağış niteli-
ğindeki tasarrufun alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptali ile bu bedelin davalı …’dan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İİK’nun 283/1.maddesi gereğince dava sabit olduğu takdirde, alacaklı davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisi elde eder.
Davanın konusu taşınmaz olduğu takdirde kaydın tahsihine yer olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. Somut olayda davalı üçüncü kişi adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ev ve müstemilatı borçlu tarafından yapıldığından elden çıkarılmadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile ve … Beldesi, … mevkii, 3994 parsel sayılı taşınmaz üzerine borçlu tarafından eski temel üzerine yaptırılan bina ve eklentileriyle ilgili tasarrufun takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptaline, davacıya iptale tabi bina ve eklentileri üzerinde haciz ve satış yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü ile bağış miktarı 33.625,28 TL ile sınırlandırılması ve bu bedelin davalı …’dan tahsiline karar verilmesi, fazlaya ilişkin talebin reddi doğru değil bozma nedeni ise de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hüküm fıkrasının 1.bendinin düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1.bendinin hükümden tamamen çıkarılarak yerine “davanın kabulü ile … Beldesi, … mevkii, 3994 parsel sayılı taşınmaz üzerine borçlu tarafından eski temel üzerine yaptırılan bina ve eklentileriyle ilgili tasarrufun takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptaline, davacıya iptale tabi bina ve eklentiler üzerinde haciz ve
satış yetkisi tanınmasına” cümlesinin yazılarak hükmün HUMK’nun 438/VII madde gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 246,35 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …’dan alınmasına 9.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.