Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/8292 E. 2011/10832 K. 21.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8292
KARAR NO : 2011/10832
KARAR TARİHİ : 21.11.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, Aksaray 1. İcra Müdürlüğünün 2009/633 sayılı dosyasından borçlu şirkete ait işyerinde uygulanan 09.04.2009 tarihli haciz sırasında davalı 3.kişi lehine istihkak iddiasında bulunulduğunu belirterek, 3.kişinin istihkak iddiasının reddi ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı 3.kişi vekili, haciz konusu mallarla ilgisi bulunmadığını, istihkak iddiasında bulunan şahsın yetkilisi olmadığını ve dava koşulu bulunmadığından davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairenin 22.6.2010 gün ve 2010/954-5862 sayılı ilamı ile “3.kişi yararına istihkak iddiasında bulunan şahsın 3.kişinin çalışanı olup 3.kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı, davalı 3.kişinin de İİK’nun 96/3.maddesinde belirtilen 7 günlük sürede istihkak iddiasında bulunmadığı, bu durumda alacaklı tarafından açılan davanın ön koşul yokluğu nedeniyle reddi gerektiğinden” bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın ön koşul yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Dava, davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava ön koşulunun yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğinden, bu durumda, AAÜT.nin 7/2.maddesi uyarınca davalı taraf yararına maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiş ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hüküm fıkrasının aşağıda belirtildiği şekilde ve 6100 Sayılı HMK.nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının vekalet ücreti ile ilgili olan (4) nolu bendinin hükümden çıkartılarak yerine “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve dava ön koşul yokluğu nedeniyle red edildiğinden karar tarihindeki AAÜT.nin 7/2.maddesi uyarınca 360,00 TL.maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına ve hükmün davacı taraf yararına bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı (alacaklı)’ya geri verilmesine 21.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.