YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11254
KARAR NO : 2011/10948
KARAR TARİHİ : 22.11.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın park halinde iken yandığını araç bedelinin sigorta şirketi tarafından ödenmediğini belirterek 54.184 TL. tazminatın ihtar tarihinden avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait aracın ağır hasarlı olarak pertten alındığını, aracın satın alındıktan sonra tamir edilmeden sigortalatıldığını, aracın hasarlı olduğunun gizlendiğini, poliçenin geçersiz olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; aracın poliçenin düzenlendiği tarihte hasarlı olduğu TTK.1279. maddesi gereğince poliçenin hükümsüz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin geçikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut olaya bakıldığında, davalı … şirketine kaskolu olan davacıya ait araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe yürürlük süresi içerisinde meydana geldiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusu değildir.
Kasko sigortalı araç, 1.12.2006 tarihinde trafik kazası sonra pertotal olmuş, 25.12.2006 tarihinde dava dışı … tarafından satın alınmış, …’da 31.1.2007 tarihinde aynı aracı davacıya satmıştır. Davacı aynı gün aracı, davalı … şirketine kasko sigortası ile sigortalamış olup, 3.5.2007 tarihinde park halindeyken araç yanmıştır. Davalı … aracın önceki hasardan sonra gereği gibi tamir edilmemesi nedeniyle yandığını, tamir edilmeden kasko sigortası yapıldığını poliçenin geçersiz olduğunu savunmuştur. Davacı vekili aracın sağlam olarak satın alındığını ve poliçe yapıldığı tarihte tamirinin yapılmış olduğunu belirtmiştir.
Bu durumda mahkemece davacı ve davalının iddia ve savunmalarında belirttiği hususlar üzerinde durularak, gerektiğinde aracın kasko yapılmadan önceki hasar dosyalarıda getirtilerek aracın tamirinin yapılıp yapılmadığı konularında tanık olarak dinlenmesi istenen … ve …’in beyanları alınarak, davacıya ait aracın banka kredisi ile alındığı belirtildiğinden kredi alınan bankadan kredi dosyası varsa ekpertiz raporu, getirilerek aracın poliçenin düzenlendiği tarihteki durumu belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.