YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8372
KARAR NO : 2010/10369
KARAR TARİHİ : 30.11.2010
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 30.11.2010 Salı günü davacı … vekili Av. … …ile Davalı …İth. İhr. Ve Paz. A.Ş vekili Av. …., geldiler. Davalı…Teks. San. Ve Tic. Ltd.Şti tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu…Tekstil Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını diğer davalı şirkete satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı …İthalat İhracat ve Paz. A.Ş vekili ile davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu temsilcileri verdikleri dilekçe ile satışın 3. kişi ile yapılan anlaşmalar gereği bedel alınmadan yapıldığını ileri sürmüşlerdir.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı, tasarruf işleminin danışıklı olmadığı ve davacının alacağının gerçek bir alacak dahi olsa tasarrufun iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, davanın dinlenebilmesi için davacının gerçek bir alacağının bulunması diğer bir deyişle tasarrufta bulunan kişinin gerçekten borçlu olması gerekir.
Mahkemece taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı, tasarruf işleminin danışıklı olmadığı ve davacının alacağının gerçek bir alacak dahi olsa tasarrufun iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Tasarrufun iptali davalarında dava şartlarından birisi tasarrufta bulunan kişinin borçlu olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle davalı 3. kişi davacının alacağının gerçekte olmadığını iddia edip kanıtlayabilir. Somut olayda alacaklı davacı … kendisinin davalı borçlu…Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şirketinin ortaklarından …’nın akrabası olduğunu, …’nin ekonomik sıkıntı nedeniyle kendilerinden yardım talep ettiğini, kendisinin de Almanya’da kazandıklarını davalı borçlu şirketin temsilcisi …’ye verdiğini, alacağının gerçek olduğunu ileri sürerek delil listesinde banka kayıtlarına da dayanmıştır. İleri sürülüş ve savunmaya göre sözü edilen kayıt ve belgeler ile ilgili yeterli araştırma, inceleme yapmadan dava sonuçlandırılmıştır. Bu durumda davacı tarafın delil listesinde yazdığı banka kayıtları getirttirilerek içeriğinin belirlenmesi, borç olarak verilen paranın yurt dışından geldiğinin açıklanması nedeniyle resmi beyanda bulunulup bulunulmadığının araştırılması, borçlu…Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.nin ticari defterleri üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılarak borç olarak verildiği bildirilen paranın şirket defterlerine kayıt edilip edilmediğinin saptanması, alacağın gerçek bir alacak olduğu saptanırsa davalılar arasında İİK’nın 280/I. fıkrası kapsamında bir ilişki bulunup bulunmadığı, davalı borçlunun cevap dilekçesinde belirtilen şekilde bedel ödenmeden bir satış yapılıp yapılmadığı ya da ödenen bedellerin geriye alıcı olan şirkete ödenip ödenmediği hususları üzerinde durularak gerektiğinde 3. kişi şirket kayıtları üzerinde de inceleme yaptırılarak toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 750.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.