YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4613
KARAR NO : 2011/10989
KARAR TARİHİ : 22.11.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı (Alacaklı) vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 22.11.2011 Salı günü davacı ve davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Beykoz İcra Müdürlüğünün 2010/1995 sayılı takip dosyasından, 29.05.2010 tarihinde davacıya ait işyerindeki malların haczedildiğini, borçlu ile ilgisinin olmadığını belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ve davacı arasında danışıklı işyeri devri olduğunu, hacizden bir gün öncesine kadar borçlu şirket yetkilisi ile haciz adresinde görüşüldüğünü ve borcun ödeneceğinin bildirildiğini, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkemece, dosya kapsamına göre haciz yapılan adresin, davacı 3.kişiye ait olduğu, haczedilen malların borçlu ile ilgisi olmadığı, davacıya ait olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1.Dava konusu haciz, 29.05.2010 tarihinde borçlu şirkete ait ürün kataloğunda imalat adresi olarak gösterilen adreste yapılmış, mahalde borçluya ait belgeler bulunmuştur. Bu halde İİK’nun 97/a maddesinde belirtilen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır.Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Davacı 3.kişi borcun doğumundan sonra, borçlu şirket unvanı ile şahıs şirketi olarak, borçlunun imalat adresinde faaliyete başlamıştır. Bu halde, davacı ile borçlu arasında örtülü işyeri devrinin söz konusu olduğu, bu devrin İİK’nun 44.madde koşullarına uygun yapıldığı iddia ve ispat edilemediği gibi BK’nun 179.maddesine göre de devir alan davacının devraldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacağından ve davalı alacaklı yönünden sonuç doğurmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2.Kabule göre ise,
a)Yargılama sırasında dava konusu mallar ihale ile 7.000,00TLye alacağa mahsuben alacaklıya satıldığından,dava bedele dönüşmüş olup bu bedelin alacaklıdan tahsili ile davacıya verilmesine, harç ve vekalet ücretinin bu bedel üzerinden hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususların göz ardı edilmesi de hatalı olmuştur.
b) İstihkak davasının kabulü üzerine davacı yararına tazminata hükmedilebilmesi için İ.İ.K.’nun 97/15. maddesi uyarınca alacaklının kötü niyetinin gerçekleşmesi gerekir. Alacaklının 3.kişinin istihkak iddiasına karşı çıkması kötü niyetli bir davranış olarak nitelendirilemez. Alacaklının kötü niyeti kanıtlanmadığından tazminatla sorumlu tutulması da isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı (Alacaklı) yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 22.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.