Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/15997 E. 2013/14716 K. 31.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15997
KARAR NO : 2013/14716
KARAR TARİHİ : 31.10.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalının işleteni ve sürücüsü olduğu araç ile diğer davalı … şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın neden olduğu zincirleme trafik kazasında davacıya ait aracın hasar gördüğünü belirterek, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 5.000-TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili kusur oranı kabul etmediklerini davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı duruşmalara katılamamış savunma yapmamıştır.
Mahkemece, haksız fiilin gerçekleştiği yer olan kaza yeri mahkemesinin tüm davalılar bakımından ortak yetkili yer olduğu, HMK’nin 7/I. maddesinde de ortak yetkili mahkemenin bulunması halinde davanın burada görülmesi gerektiği, kesin yetki kuralı olup resen dikkate alınması gerektiği gerekçesi ile davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK.nun 6.maddesine göre ,”Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” HMK.nun 7. maddesine göre ise ”Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır”.Aynı Kanun’un 16. maddesine göre dava haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Bunların yanında ve öncelikle 2918 sayılı KTK’nın 110. maddesi uyarınca, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, ihtiyari ve zorunlu sorumluluk sigortası yapan şirketler aleyhine de işleten ve sürücü ile birlikte açılması halinde hem bu kanun hemde HMK.nun 6. maddesi uyarınca bu davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilir. KTK’nın 110. madde son cümlesinde yer alan kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de, dava açılabileceği kuralı kesin yetki kuralı olmayıp, davacıya tanınan bir seçimlik haktır. HMK’nin haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesinde de esasen HMK’nin 7/I-2. cümlesindeki düzenleme anlamında kesin yetki sözkonusu değildir. Adalet Komisyonu Gerekçesinde “haksız fiilden doğan davalarda uygulamada ve doktrinde oluşan görüşler dikkate alınarak haksız fiilin işlendiği yer dışında zararın meydana geldiği yer, gelme ihtimalinin bulunduğu yer ve karşılaştırmalı hukuktaki örnekler de dikkate alınarak zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olarak kabul edilmiş”tir. Yasa koyucunun maddenin düzenlenmesinde ortaya koyduğu gerekçeden de bu durum anlaşılmaktadır.
Dava sebebi olan haksız fiil halinde HMK’nin 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olması gözönüne alındığında bu maddenin amacına aykırı bir yorumla HMK 7/I. maddesi gereğince haksız fiilin vuku bulduğu yerin tüm davalılar için kesin yetkili mahkeme olarak kabul edilmesi ve HMK’nin 6. maddesinde düzenlenen genel yetkili mahkeme yetkisinin kaldırdığı şeklinde yorumlanamaz.
Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. HMK.nun 19. maddesine göre Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda,
yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkemesi yetkili hâle gelir.
Bu açıklamalara göre trafik kazasından doğan davalarda yetki kesin yetki olmayıp, mahkeme yetkili olup olmadığını ancak cevap dilekçesi ile yapılacak itiraz üzerine inceleyebilir. Davalı, cevap süresi içinde yetki itirazında bulunmamışsa, artık mahkemenin yetkisine itiraz edemez ve davanın açıldığı yetkisiz mahkemenin yetkisini kabul etmiş sayılır.
Dava konusu olayda, dava haksız fiilden kaynaklanan tazminata ilişkindir. Davacı davasını Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açmış,davalılar tarafından mahkemenin yetkisine itiraz edilmemiştir. Mahkemece HMK.7/1. maddesi gereğince kesin yetki kuralı olması nedeniyle resen yetkisizlik kararı verilmiş ise de haksız fiile ilişkin davalarda yetkinin kesin yetki olmaması nedeniyle mahkeme yetkili olup olmadığını resen dikkate alamayacağından ve mahkemenin yetkisine davalıların itirazı bulunmadığından davanın açıldığı mahkeme yetkili hale geleceğinden mahkemece işin esasına girilerek tarafların iddia, savunma ve delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ;yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31.10.2013 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY-

Davalı …’ın işleten ve sürücüsü olduğu … plakalı araç, davalı … Kooperatifinin ZMSS sigortacısı olduğu … plakalı araç ile davacının sürücüsü olduğu … plakalı aracın 2.8.2012 tarihinde Karakoçan İlçesinde çarpışması sonucu davacı aracında meydana gelen hasar bedeli 5.000,00 TL.nin fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemi ile davacı tarafından Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmış,
Davalılar davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece 6100 sayılı HMK 7/1 maddesi gereğince haksız fiilin işlendiği Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesinin uyuşmazlıkta kesin yetkili bulunması nedeniyle yetkisiz mahkemede açılan davanın reddine karar verilmiş,
Davacı vekilinin kararı temyizi üzerine yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun HMK 7/1 maddesinde öngörülen yetki kuralının kesin yetki olmadığına ilişkin görüşüne katılamıyorum.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 7/1 maddesinde “davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde davanın açılabileceği; Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkemenin belirtilmiş olması durumunda davaya o yer mahkemesinde bakılacağı” öngörülmüştür.
Yasalarda kesin yetki olduğu anlaşılan hallerde başka yer mahkemesinde dava açılması mümkün değildir.
Yetkinin kesin olduğu bazen yasa metninde açıkça ifade edilmekte, bazende maddenin düzenleme şeklinden anlaşılabilmektedir.
HMK 7/1 maddesindeki “… Davaya ancak o yer mahkemesinde bakılır” şeklindeki mutlak ifadeden, yetkinin kesin yetki olduğu sonucu çıkmaktadır.
HMK 7/1 maddesinin hükümet gerekçesinde de (madde 12) öngörülen yetki kuralının kesin yetki kuralı olduğu vurgulanmıştır.
Ortak yetkili mahkemenin yetkisi, hükmün gerekçesinde de ifade edildiği üzere kesin yetkidir. (Ejder Yılmaz HMK sayfa 120)Somut uyuşmazlıkta davacının yerleşim yeri Bursa davalılardan …’ın yerleşim yeri Kovancılar, davalı … Kooperatifinin merkezide Beykoz olup, davaya konu trafik kazası da Karakoçan’da gerçekleşmiştir.
Karakoçan Mahkemeleri haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesi olarak tüm taraflar yönünden ortak yetkiyi taşıyan mahkeme olup, yerel mahkemenin HMK 7/1 maddesinde öngörülen yetki kuralının kesin olması nedeniyle re’sen yetkisizlik kararı vermesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından yerel mahkeme kararının onanması gerekirken bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.