Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/10795 E. 2013/14728 K. 31.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10795
KARAR NO : 2013/14728
KARAR TARİHİ : 31.10.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkilinin işleteni olduğu aracın tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, davalının hasar bedelini ödemediğini belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak 52.000,00.-TL hasar bedelinin kanuni faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı … ve Kredi Sigorta A.Ş. vekili, hasarın iddia edilen şekilde gerçekleşmediğini, hasar ile kazanın uyumsuz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; ihbar yükümlüğünün kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak yerine getirilmemesi durumunda ispat yükünün yer değiştireceği ve hasarın sigorta teminatına dahil olan bir riziko nedeni ile oluştuğunun sigorta ettiren tarafından ispat edilmesi gerektiği, buna karşın bilirkişi raporu, hastane kayıtları ve araştırma raporundaki maddi tespitlerle davaya konu kazanın oluşunun çeliştiği ve davacının hasarın teminat kapsamında kaldığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde meydana geldiği tarafların kabulündedir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir. Mal sigortaları türünden olan Kasko Sigortası Genel Şartlarının teminat kapsamını belirleyen A.1. maddesine göre, gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında aracı ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsadamesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötü niyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK’nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281.maddesi hükmü uyarınca da, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşme halinde ise, bu oluş şeklinin KSGŞ’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK’nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigortalı aracın sürücüsünün kim olduğu, olay anında alkollü olup olmadığı dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunun, sigorta şirketinin araştırma raporunun değerlendirmelerini yaptığı ve her hangi bir somut delile dayanmayan soyut çıkarımlar içerdiği, buna karşın kazanın meydana geldiğine dair aksi sabit olmayan kaza tespit tutanağı, sigortalı araçta hasar oluştuğuna dair bilirkişi ve ekspertiz raporu, aracın kaza yaparak yoldan çıktığı bölgedeki kaldırım taşlarının hasarlanmış olduğuna ilişkin olay yeri fotoğrafları, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu kabul edilen kaza tespit tutanağı içeriğine göre araç sürücüsünün Ramazan Keskin olduğu, ehliyetli ve alkolsüz olduğuna ilişkin kayıtları, araç üzerinde meydana gelen hasar şekli ve boyutu ile olay yeri araştırması neticesinde olayın kaza tespit tutanağında belirtildiği şekilde gerçekleştiği yönündeki değerlendirmeyi içeren ekspertiz raporu dikkate alındığında mahkemenin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak ihbar ettiğinin ispatı için yeterli değildir. Bu anlamda ispat külfeti somut olayda davalı sigortacıda olmakla, sigortacı rizikonun ihbar edilen yerden farklı şekilde oluştuğunu, aracın sigorta teminat dışında ve başka yerde hasarlanıp olay yerine getirildiğini, aracın sürücüsünün farklı bir kişi olduğu ve bu kişinin ehliyetsiz ya da alkollü olduğunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Oysa, davalı sigortaca ortaya konulan deliller ispat yükünü tersine çevirecek nitelikte somut nitelikte değildir. (Yargıtay HGK’nun 10.12.1997 gün 1997/11-772, 1043, HGK’nun 16.12.1998 gün 1998/11-872 1998/905, HGK’nun 8.12.2010 gün 2010/17-596 2010/641 sayılı ilamları)
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davalı … şirketi, araç sürücüsünün Ramazan Keskin dışında bir kişinin olduğunu ehliyetsiz ve alkollü bulunduğunu, hasarın teminat dışında kaldığını somut delillerle kanıtlamayamadığından işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.