YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7428
KARAR NO : 2011/4006
KARAR TARİHİ : 28.04.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili ile davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, İzmir 23.İcra Müdürlüğünün 2006/5547 Esas sayılı takip dosyasında, 25.12.2006 tarihinde müvekkilinin işyerinde haczedilen menkul malların müvekkiline ait olduğunu, işyerinin 1.11.2006 tarihinde boş olarak kiralandığını ileri sürerek haczin kaldırılması ile kötüniyet tazminatı talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili davacı ile borçlunun alacaklıdan mal kaçırma amacıyla hareket ettiklerini, işyerini devralan davacının BK.nun 179.maddesi uyarınca işletmenin borçlarından da sorumlu olduğu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, ödeme emrinin haciz yapılan adreste tebliğ edilmediği, borçlunun haciz adresindeki ticari faaliyetine son verdikten sonra davacı 3.kişinin faaliyet göstermeye başladığı, haczedilen mallara ilişkin faturaları düzenleyen firmaların defter ve kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonunda faturaların şirketlerin kayıtlarında mevut olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2006/5547 sayılı takip dosyasında, 25.12.2006 tarihli haciz tutanağındaki mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına, icra tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı 3.kişi vekili ile davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK.nun 96 vd.maddelerine dayalı olarak açılan istihak istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 25.12.2006 tarihinde …adresinde hazcedilmiştir. Haciz sırasında hazır bulunan davacı 3.kişi temsilcisi …, işyerini boş olarak kiraladıklarını, borçlunun işyeri ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, haciz adresinin borçlu şirkete ait iken boşaltılması sonucu davacı 3.kişinin faaliyete başladığı, ticaret sicili kayıtlarına göre davacı ile borçlu arasında organik bağ bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç doğru değildir.
Haciz adresinde öncesinde borçlu şirketin faaliyette bulunduğu, taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, borçlu ile davacı 3.kişi arasındaki ilişkinin işyeri devri niteliği taşıyıp taşımadığı noktasındadır. Davalı alacaklı ile borçlu arasındaki ticari ilişki 9.5.2006 ve devamı tarihleri arasında düzenlenen faturalardan kaynaklanmakta olup takip konusu 30.9.2006, 30.10.2006, 31.11.2006, 31.12.2006, 28.2.2007 tarihli çekler bu ticari ilişki nedeniyle düzenlenerek verilmiştir. Bu durumda borcun doğumundan sonra takipten kısa süre önce 19.12.2006 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilamıyla haciz adresine gelmiştir. Haciz adresinin davacı 3.kişi tarafından kiralanmasına ilişkin 1.11.2006 tarihli adi nitelikteki kira sözleşmesi de borcun doğum tarihinden sonradır ve aynı adrese ilişkin İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2008/8625-2009/4384 sayılı dosyasına sunulan aynı tarihli kira sözleşmesinde borçlu şirket ortağı olan …’ın davacı 3.kişi kefili olarak imza attığı anlaşılmaktadır. Tüm bu işlemler danışıklı işyeri devrinin kanıtıdır.
Haciz adresinin borçlu tarafından borcun doğumundan sonra terk edilerek borçlu ortakları ile akrabalık bağı bulunan davacı tarafından işletilmesi danışığa dayalı işyeri devri niteliğindedir. Davacı 3.kişi borçlunun borca batık halini bilebilecek durumda olup borçlu ile davacı 3.kişi arasındaki bu ilişki, ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan İİK.nun 44. ve BK.nun 179. maddelerinin uygulanması gerektiği açıktır. Anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmemiştir.
Kaldı ki, borçlu hakkında alacaklı tarafından yürütülen başka bir takip dosyasında aynı işyerinde 15.2.2007 tarihinde yapılan hacizde 3.kişinin istihkak iddiasında bulunması nedeniyle alacaklı tarafından açılan istihkak iddiasının reddi davasında, borçlu ile 3.kişi arasında danışıklı işyeri devri olduğu Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 23.3.2009 gün ve 2008/8625-2009/4384 sayılı kararlarıyla da tespit edilmiştir.
Bu durumda, devir alacaklının haklarını etkilemeyeceği gibi devralan davacı da Borçlar Kanunu’nun 179.maddesi gereği işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğundan davanın reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklı ve davacı 3.kişiye geri verilmesine 28.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.