Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/6441 E. 2011/4998 K. 29.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6441
KARAR NO : 2011/4998
KARAR TARİHİ : 29.09.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 262 ada 2 parsel sayılı 219.18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına ve miras yolu ile gelen hakka dayanılarak davacı ile davalı … ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı …, dava konusu taşınmazın 1937 yılında dedesi Nikola Lada tarafından annesine çeyiz olarak bağışlandığını, o tarihten beri zilyet ve tasarruflarında olduğunu, taşınmaz üzerine kendileri tarafından yeni yapılan evin de ortak mülkiyet olarak yazıldığını ileri sürerek taşınmazın tamamının adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Marika ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz, tapu kaydına dayanılarak davacı ve davalı taraf adına tespit edilmiş olup, tapu kaydının taşınmaza ait olduğu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın, tapu kayıt maliklerinden Nikola tarafından davacının miras bırakanı Anti’ye bağışlanarak zilyetliğinin devredilip devredilmediği noktasında toplanmaktadır. Dava konusu taşınmazın tespitine esas alınan tapu kaydı kadastro sırasında dava dışı 3 sayılı parsele de revizyon görmüş olup, müşterek mülkiyet şeklinde Nikola Lada ile çocukları İspiro ve … adlarına kayıtlıdır. Mahkemece kayıt maliki Nikola tarafından taşınmazın davacının annesine bağışlandığı kabul edilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar için yeterli bulunmamaktadır. Tapu kaydının revizyon gördüğü taşınmazların tapu malikleri arasında usulüne uygun şekilde paylaşılıp paylaşılmadığı, davaya konu taşınmazın maliklerden Nikola’ya isabet edip etmediği araştırılmadığı gibi, Nikola tarafından kızı Anti’ye yapıldığı ileri sürülen bağışlama hakkındaki araştırma da yetersizdir. Doğru sonuca varılabilmesi için, taşınmaz başında elverdiğince yaşlı, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından kayıt malikleri arasında paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne zaman yapıldığı ve dava konusu taşınmazın hangi paydaşın payına isabet ettiği, Nikola’ya isabet etmiş ise kızı Anti’ye bağışlanıp bağışlanmadığı, taşınmaz içerisindeki evin kim tarafından, ne zaman ve kim adına yapıldığı olaylara dayalı olarak tek tek sorulup saptanmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler yöntemince giderilmeli, kayıt malikleri arasında paylaşma yapılmadığı sonucuna varıldığı takdirde, bağışlamanın Nikola’nın payı ile sınırlı olacağı düşünülmeli, tespite aykırı sonuca varılması halinde tespit bilirkişilerinin tümü tanık sıfatı ile dinlenilerek, aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalılar Ana ve … vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, 29.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.