Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/1066 E. 2010/2171 K. 11.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1066
KARAR NO : 2010/2171
KARAR TARİHİ : 11.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan …’ün müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak davalı … ile 1/2 oranında paydaş olduğu taşınmazdaki payını alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile … ’e sattığını onunda diğer davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan satışın iptali ile taşınmazın 1/2 payının yeniden … adına tescilini talep etmiş yargılama sırasında taşınmazın tekrar el değiştirmesi nedeniyle davasını ıslah ederek tazminat talebine çevirmiştir.
Davalılardan Gülhasar Kaceroğlu ve … davanın reddini istemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece davalılar … ve …’nin kötü niyetli olmamaları nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece davalıların kötü niyetli olmamaları nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruf-
ların iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkına alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278/1 maddesinde sayılan derecede aralarında akrabalık bulunan kişiler arasında yapılan tasarrufların iptale tabi olduğu, keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği de belirtilmiştir. Aynı yasanın 282. maddesi uyarınca iptal davasının borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişi ile kötü niyetli üçüncü kişiler aleyhine açılacağı, 283/2 maddesi uyarınca borçludan satın aldığı malı elinden çıkaran kişinin malı sattığı dördüncü kişinin iyi niyetli olması halinde elinden çıkardığı malın değeri oranında tazminata mahkum edileceği bildirilmiştir. Somut olayda tasarrufa konu 672 sayılı parsel üzerindeki 9 nolu bağımsız bölümün 1/2 payı 06.09.2007 tarihinde … tarafından o tarihte eşi olan davalı …’e satılmış, … tarafından da 25.10.2007 tarihinde diğer davalı …’a onun tarafından da 01.11.2007 tarihinde dava dışı … ’ya satılmıştır. Bu durumda borçlu davalı … tarafından diğer davalı …’e yapılan satışın tasarruf tarihi itibariyle evli olmaları nedeniyle İİK.nun 278/1 maddesi uyarıca iptali gereken bir tasarruf olması, … tarafından …’a yapılan satışa ilişkin tasarrufun ise Şerife’nin borçlu davalı ve eşini, komşu olmaları nedeniyle tanıdığını beyan etmesi ve satın aldığı taşınmazı çok kısa bir süre sonra dava dışı … ’ya satmış olması karşısında borçlunun alacaklıları ızrar kastını bilebilecek durumda olduğunun anlaşılması nedeniyle iptal edilmesi gerekmektedir. Ancak davalı üçüncü kişi konumundaki … ile … satın aldıkları taşınmaz payını elden çıkardıklarından ve en son malik … hakkında dava açılmadığından İİK.nun 283/2 maddesi uyarınca … ve …’ın taşınmazı ellerinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacaklı davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gere-
kirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.