Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/2101 E. 2010/6053 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2101
KARAR NO : 2010/6053
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya ait, davacı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı kaza sonucu zarar gören diğer araca poliçe limiti dahilinde 5.693 TL. hasar bedelinin ödendiğini,sigortalı araç sürücüsünün alkollü olarak kaza yapmış olması nedeniyle rücu hakkının doğduğunu tazminatın tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın münhasıran alkolün etkisi, ile meydana gelmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ZMSS. sözleşme ilişkisinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı KTK.nun 95/2 nci madde hükmü uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Taraflar arasındaki poliçe genel şartları gereğince sigorta şirketinin kendi sigortalısından kazaya karışan diğer araç için ödediği tazminatı talep edebilmesi için sigortalı veya sürücüsünün alkolün etkisi ile kazaya neden olması gerekir.Böyle bir durumun varlığını ispat yükü sigorta şirketine düşmektedir.Bu nedenle sürücünün aldığı alkolün oranı da doğrudan doğruya sonuca etkili değildir. Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalıya ait araç sürücüsünün önünde seyreden araca arkadan çarpmış olması nedeniyle tam kusurlu olduğu belirtilmiş, ancak kazadan sonra alkol ölçümünün yapılmış olmasına rağmen nörolojik muayene yapılamadığı gerekçesi ile alkol düzeyi ile trafik kazası arasında münhasıran bir bağ bulunmadığı belirtilmiş ise de sürücünün alkol ölçümü yapılarak alkollü olduğu tespit edildikten sonra nörolojik muayenenin yapılamadığı hallerde nöroloji uzmanı, trafik konusunda uzman bilirkişilerden seçilen bilirkişi kurulu birlikte inceleme yaparak alkol dışında, olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, kazanın sadece alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin, tespiti gerekir Mahkemece yapılacak iş iki nöroloji uzmanı, ile trafik uzmanı bilirkişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan olayın meydana geliş şekli itibariyle kaza ve hasarın salt alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, kazanın oluşumunda başka unsurların da rol oynayıp oynamadığının belirlenmesi için ayrıntılı denetime açık ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı Koç Allianz Siigorta AŞ’ye geri verilmesine 29.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.