Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/10543 E. 2011/3729 K. 21.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10543
KARAR NO : 2011/3729
KARAR TARİHİ : 21.04.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı davalı aracının karıştığı trafik kazasında 3. kişiye ait aracın hasarlandığını davalı sigortalının olayda %100 kusurlu ve olay anında 1.68 promil alkollü olduğunu, zarar gören dava dışı 3.kişiye 2.000 TL hasar bedelinin ödendiğini, olayın mühnasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğini, davalı aleyhine 2. İcra Müdürlüğünün 2008/274 Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı kazanın oluşumuna itirazı olmadığını ancak 2.000 TL hasar bedelinin fazla olduğunu, zira 3. kişi aracının renault marka eski araçlardan olup toplam değerinin bu kadar edeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile davalının Acıpayam 2. İcra müdürlüğünün 2008/274 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2011/3729
2-Dava, ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç sürme Yasağı” başlıklı 97/1 maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteniğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak araç sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinde dayanağını teşkil eden KTK.nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkata almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı şekilde genel şart olarak kabulüde mümkün değildir. O halde hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımlasürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından mahkemece nöroloji uzmanı hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.20.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; davalı araç sürücüsü 1.68 promil alkollü olarak araç kullanırken önünde aynı istikamete seyreden ve kavşaktan dönüş yapmak için yavaşlayan dava dışı 3. kişiye ait aracın arkasından çarpmak suretiyle bu aracın hasarlanmasına sebebiyet vermiştir. Ancak yukarıda açıklanan ilkelere göre sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece rapor alınmamış; sadece tarafların kusur oranlarının tesbiti yönünden trafik polis memuru bilirkişiden alınan rapora ve mali müşavir bilirkişiden davacı … tarafından zarar gören 3. kişiye 2.000 TL ödeme yapıldığına dair alınan rapora istinaden davanın kabulüne karar verilmiştir.
HUMK.nun 275. maddesi hükmü uyarınca ” mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir” Eksik inceleme ve hüküm kurmaya yeterli olmayan raporlara göre karar verilemez. Ayrıca olayda zarar gören 3. kişi aracı 1985 model … TSW marka araç olup olay tarihinde 23 yaşındadır. Davalı açıkça zarar gören aracın eski model olması sebebiyle talep edilen 2.000 TL hasar bedelinin fahiş olduğunu belirterek hasar miktarına itiraz etmesine rağmen bu konuda da uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; aralarında nöroloji uzmanı, huhukçu ve trafik uzmanı bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan; olayın oluş şekli yol ve hava durumu zarar gören 3. kişi aracının konumu ve dosyadaki diğer tüm deliller birlikte değerlendirilip kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin başka unsurların da etkili olup olmadığının zarar gören dava dışı Osman Karlıoğluna ait araçta davaya konu kaza sebebiyle meydana gelen hasar miktarının (aracın yaşı, modeli, hasarlı kısımları, değişmesi gereken parçalar, işçilik ücreti aracın tamirinin mi pertinin mi ekonomik alacağı gözönünde bulundurularak) tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’nın temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ya geri verilmesine 21.4.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.