YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10423
KARAR NO : 2011/3733
KARAR TARİHİ : 21.04.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 7.800 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, dava dışı …’un yönetimindeki aracın, kırmızı ışıkta bekleyen müvekkiline sigortalı araca arkadan çarptığını, çarpmanın etkisiyle sürüklenen kasko sigortalı aracın park yasağı olan kavşak sistemi içinde park halinde bulunan davalı taraf aracına çarpması sonucu hasarlandığını, dava dışı …’a ait aracın trafik sigortasından 2.025,66 TL tahsil edildiğini, bakiye 5.774,34 TL tazminatın ferileriyle birlikte tahsili için Mersin 4.İcra Müdürlüğünün 2009/4034 Esas sayılı icra dosyasında davalılar aleyhine icra takibi yapıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, sigortalının kusuru oranında azami 10.000 TL poliçe limiti ile sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, kusuru, hasarı kabul etmediğini, aracının park halinde kavşaktan 25-30 metre ileride lastik tamiratı nedeniyle lastikçinin önünde bulunduğu sırada çarpmaya maruz kalan davacı aracının sürüklenerek kendi aracına çarptığını, dava dışı diğer araç sürücüsünün kazada tamamen kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı
dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK’nun 1301.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
A-Olaya ilişkin kaza tesbit tutanağında dava dışı … idaresindeki aracın yolun orta şeridinden seyrederken nakliyeciler sitesi ışıklı kavşağına geldiğinde aracının ön kısımları ile kendisiyle aynı istikamete önünde seyreden kırmızı fasılalı ışıklarda orta şeritte duraklayan davacıya sigortalı aracın arka kısımlarına çarptığı, çarpmanın etkisiyle sürüklenen sigortalı aracın yolun sağ tarafında kavşak sistemi içinde park eden davalı taraf aracının arka ve sol orta kısmına, ön kısımlarıyla çarpması sonucu meydana gelen kazada dava dışı …’un arkadan çarpma kuralını ihlal etmekten %80, kavşak içinde park halinde bulunan davalı aracının sürücüsünün “yerleşim birimleri içindeki karayolunda bir trafik işareti ile izin verilmedikçe araçların park etmesi yasaktır” kuralını ihlalden %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araçta meydana gelen 7.800 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, dava dışı …’un aracının trafik sigortasından 28.11.2008 dava tarihinden önce 2.025,66 TL’nin tahsil edildiğini, davalının olayda kusurlu olduğunu, bakiye 5.774,34 TL’nin ferileriyle birlikte tahsili için davalılar hakkında icra takibi yapıldığını, davalıların itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, olayda kusurunun bulunmadığını, aracını park yasağı olan kavşağa değil, lastik teminatı nedeniyle lastikçinin önüne bıraktığını, bu yerin kavşaktan 25-30 metre ileride olduğunu, aracının arkasında kavşak yönünde de araçlar bulunduğunu, keşifte bu durumun açıkça görülebileceğini, kaza ile hasar arasında illiyet bağının bulunmadığını, hasar miktarının fahiş olduğunu belirterek açıkça kusur ve hasar yönünden itirazda bulunmuştur. Hükme esas alınan kusur raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.
B-Kasko Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının 3.3.1.2.maddesi hükmü uyarınca “onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile taşıtın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde,sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere sigorta değeri ödenir” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyadaki ekspertiz raporunda, 13.766,72 TL hasar tesbit edildikten sonra davacı şirkete kasko sigortalı aracın hasarlı olarak değerlendirilmesinin (pertinin) uygun olacağı bildirilmiş; davacı şirket tarafından aracın pert olarak değerlendirilip değerlendirilmediği hususunda açıklama yapılmadan 7.800 TL hasar tutarının sigortalısına ödendiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Hükme esas alınan 1.3.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda kazaya karışan tüm araç sürücülerinin kusur durumlarının tesbiti yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın doğrudan kaza tesbit tutanağına dayanılarak kaza tutanağında dava dışı sürücü …’un arkadan çarpma kuralını ihlalden %80 oranında, davalı sürücü …’ın yerleşim birimleri içindeki karayolunda bir trafik işareti ile izin verilmedikçe araçların park etmesi yasaktır kuralını ihlal etmekten %20 oranında kusurlu oldukları saptanmış ise de; sigortalı araçta meydana gelen hasar ile davalı …’ın ihlal ettiği kuraldan kaynaklanan kusuru arasında illiyet bağı olmadığından, hasar tamamen dava dışı …’un sigortalı araca arkadan çarpması sonucu meydana geldiğinden, davalıların hasardan sorumlu olmayacağı belirtildiği gibi, sigortalı araçta bu kaza nedeniyle oluşan hasar miktarı yönünden de aracın onarımının yada pertinin uygun olup olmadığı hususlarında değerlendirme yapılmadan, araçtaki hasar miktarı ayrıntılı bir şekilde gösterilip tesbit edilmeden, ekspertiz raporuna göre 13.766,72 TL tutarında hasar olduğu, davacının sigortalısına 7.800 TL ödediği buna göre 7.800 TL’nin %20’si olan 1.560 TL olan davalıların sorumlu oldukları bildirilmiştir. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur ve hasar konusunda uzman 3.kişilik bilirkişi kurulu ile mahallinde gerektiğinde tutanak tanıkları da hazır bulundurulmak suretiyle keşif yapılması, davalı taraf aracının tam olarak olay tarihinde nereye park edildiğinin, park yerinin kavşak sistemi içinde olup olmadığının, davalının cevap dilekçesinde bildirdiği lastik tamircisinin işyerinin kavşak içinde mi kavşaktan ileride mi bulunduğunun bilirkişiler marifetiyle tespit edilmesi, daha sonra bilirkişi kurulundan kazaya karışan araç sürücülerinin olaydaki kusur durumlarının belirlenmesi, davalı sürücü …’ın kusurunun bulunduğunun tesbiti halinde, dava dışı sürücü … tarafından sigortalı araca çarpılması nedeniyle aracın arka kısmında meydana gelen hasar miktarı ile davacıya sigortalı aracın çarpmanın etkisiyle sürüklenmesi sonucu, davalı aracına çarpması nedeniyle aracın ön ve her iki direk kısmında oluşan hasar miktarının ayrı ayrı belirlenmesi, (bu durumda mahkemece davalı tarafın sigortalı aracın sadece ön ve her iki direk kısmında meydana gelen hasardan sorumlu olacağının düşünülmesi) ayrıca, aracın onarımının ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise hasar bedeli, ekonomik değilse kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile sovtaj bedelinin tesbiti konularında gerekçeli, ayrıntılı ve denetime müsait kusur ve hasar konularında rapor alınarak ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … AŞ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.