Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/10600 E. 2010/5703 K. 21.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10600
KARAR NO : 2010/5703
KARAR TARİHİ : 21.06.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (Alacaklı) vekili, … 14.İcra Müdürlüğünün 2008/3718 Esas sayılı dosyasından, davalı borçlu şirketin müvekkiline olan borcundan dolayı yapılan takipte, Sarayönü İcra Müdürlüğünün 2008/218 Tal.sayılı dosyası üzerinden 23.10.2008 tarihinde yapılan haciz işleminde haczedilen mahcuzlar üzerinde davalı 3.kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, ancak mahcuzların borçlu şirkete ait olup, istihkak iddiasının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi …, yetki itirazı ile birlikte, ortada yapılmış bir haciz olmadığını, icra tutanağına göre alacaklı vekilinin haciz işleminden vazgeçmiş olduğunu, tutanağın sadece mal tespiti şeklinde tutulduğunu ve davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı 3.kişi ile davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Mahkemece, toplanan delillere göre; davaya konu haciz sırasında hazır bulunan davalı …’ün istihkak iddiasında bulunduğu ve yeddieminliği kabul etmemesi nedeniyle, haciz tutanağında yazılı menkullerin yeddiemine teslim edilemediği ve muhafaza altına alınamadığı, menkul mal haczinin söz konusu olmadığı, istihkak davasının ön koşulunun ortada geçerli bir haciz işleminin bulunması olup, icra dosyasında geçerli bir haciz bulunmadığından, dava şartı yokluğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
Haciz, kesinleşmiş bir icra takibinin konusu olan muayyen bir para alacağının ödenmesini temin için , bu yolda talepte bulunan alacaklı lehine söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara icra müdürü tarafından hukuken el konulmasıdır. ( Baki Kuru; İcra ve İflas Hukuku 983.sf.249 ) Dairemizin ve Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir. Haczin geçerli olması için, haczi yapan memurun haciz iradesinin belirli bir şekilde haricileşmiş olması yeterli olup, yasada açıklanan ayrıcalıklı durumlar ( İİK md.88/1 ) dışında “fiili el koyma ve muhafaza” tedbiri gerekli degildir. Malın yediemine teslimi bir muhafaza tedbiridir. İİK’nun 88/2 maddesinde yazılı muhafaza tedbiri haczin tamamlanması için koşul olmayıp, haczedilen mal icin alınan koruma önlemidir.
Somut olayda, 23.10.2008 tarihli haciz tutanağı içeriğine göre, borçlu şirkete ait olduğu belirtilen işyerinde ve dosya kapsamına göre, borçlu şirket ortağı olan … hazır bulunduğu sırada, haciz tutanağında belirleyici nitelikleri ve değerleri de gösterilen menkuller haczedilmiş ve hazır bulunan …’ün yeddieminliği kabul etmediği ve mahcuzlar üzerinde şahsı adına istihkak iddiasında bulunduğu da belirtilerek haciz tutanağı düzenlenmiş (İİK’nun 99. maddesine göre) olmakla, haciz işlemi tamamlanmıştır. ( İİK md.8 )
Yeddiemin temin edilememesi nedeniyle, malların borçluya veya 3. kişiye ait işyerinde bırakılması, haczin geçersizliğini değil, muhafaza tedbirine başvurulmadığını gösterir. O halde, mahkemece davanın esasının incelenmesi ile varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, haczin geçersizliğinden söz edilerek yazılı şekilde davanın reddi yönünde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 21.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.