Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/11452 E. 2013/9897 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11452
KARAR NO : 2013/9897
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu, davalıya ait ve yine onun sevk ve idaresindeki araçta gerçekleşen tek taraflı kazada … isimli şahsın vefat ettiğini, müvekkilinin … mirasçılarına 07.04.2006 tarihinde 50.000 TL tazminat ödemek durumunda kaldığını, kazanın davalının ağır kusurlu olmasından ileri geldiğini ve davalının kaza anında alkollü olduğunu ileri sürerek 50.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde, olayda kusurlu olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davalının olayda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 50.000 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı … şirketinin üçüncü kişiye ödediği destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigortalıdan rücuen tahsili isteminden ibarettir.
Davacı, aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olup, rücu davasını Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d ve B.4.a maddelerinde belirtilen araç sürücüsünün alkollü ve ağır kusurlu olması sebeplerine dayandırmıştır. 2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirir olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu … olduğu açıklanmıştır.
Zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
1086 Sayılı HUMK’nun 275. maddesine (6100 Sayılı HMK’nun 266. maddesine) göre, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemece uzman bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulması zorunludur. Trafik kazalarında kusurun belirlenmesi uzmanlığı gerektiren konulardandır. Mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetinden, hem kusur durumuna hem de kazanın münhasıran alınan alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğine dair rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlarda hiç bilirkişi incelemesine başvurulmaksızın karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de;
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4.a maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır. Daire’nin yerleşmiş uygulamalarına göre; Genel Şartların bu maddesinde “tam kusur” dan değil, “kasıt” veya “ağır kusur”’dan söz edilmekte olup, ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmektedir.
Somut olayda, sigortalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkması ile kaza meydana gelmiştir. Mahkeme ise, sürücünün tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kabul kararı vermiştir. Mahkemece sürücünün tam kusurlu olduğunun kabulü halinde dahi, yukarıda izah edilen hususlar çerçevesinde … tarafından yapılan kural ihlalinin “kasıt” ya da “ağır kusur” olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin karar yerinde tartışılması gerekirken, mahkemece buna riayet edilmeyerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 25.06.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.